bodrum escort Bedava porno izle Didim Escort Bayan Fethiye Escort Kızlar Sakarya Escort Bayan

TÖRE VE İSLAM İLİŞKİSİ


Bu makale 2014-11-03 07:23:59 eklenmiş ve 690 kez görüntülenmiştir.
Doç.Dr CELİL ABUZER

Kelime anlamı sulh, selamet, barış, güven demek olan İslam, insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamak için Yüce Allah’ın Hz. Peygamber vasıtasıyla bizlere gönderdiği gerçek dindir. Hz. Peygamber (s.a.) ‘Ben yüce ahlakı tamamlamak üzere gönderildim’ diye buyururken, İslamın hedef ve gayesine de işaret ediyordu.

 

Çünkü İslam, ahlaklı bir toplum öngörür. Toplumda ahlaki değerleri yerleştirmeyi ve her türlü ahlaksızlığı da kaldırmayı kendisine  ilke edinir.

 

Toplumun örf ve adetlerini kendi süzgecinden geçirip  iyiyi, güzeli daha iyiye, daha güzele çevirirken kötüyü de ya ıslah eder ya da ortadan kaldırır. İslamın teşekkül dönemi olan asr-ı saadete baktığımızda bunun örneklerine bolca rastlarız. Mesela; o dönemin arap toplumunda  çok da yaygın bir gelenek olan “kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesi”ne karşı İslamın tutumu,  bu konuda ibretlik bir örnektir.

 

Bu bağlamda, törelerimize gelecek olursak, sosyolojik anlamıyla töre; bir toplumda çoğunluğun benimsediği yerleşmiş ve gelenekleşmiş ahlaki değerler, kurallar ve davranış biçimleri demektir.

 

Töre ve gelenekler, uzun bir zaman sürecinde nesilden nesile aktarılarak toplumda yerleşir. Çok güçlü bir toplumsal olgu olduğu için bireyleri kendine uymaya zorlar ve böylece toplumda ortak bir anlayış ve güçlü bir birliğin doğmasını sağlar. Bu yönüyle töreler ve gelenekler, toplumsal hayatı düzenleyen normlar olarak fonksiyonel öneme sahiptir.

 

Ancak, zaman içerisinde töre ve geleneklerin bazıları etkililiğini, hedefini ve  amacını yitirebilir. Asıl amacı, toplumsal bütünlüğü sağlamak olan töreler; yanlış yönlendirmelerle, cehaletin ve eğitimsizliğin yayılmasıyla amacını sapıtıp toplumda kangren haline dönüşebilir.

 

 Maalesef, son zamanlarda bunun acı örnekleri, Ülkemizin bazı bölgelerinde yaşanıyor. Namus adına, geleneği koruma adına masum insanların canına kıyılıyor. Bu işin töre ile, gelenek ile alakası olamaz. Bu ancak, halkın saf duyguları alet edilerek hunharca işlenen cinayet olabilir. Hele bazı art niyetli insanlar, bu tür olayları fırsat bilerek; bu olaylara İslamı bulaştırmaya çalışıyorlar. Bunun hiçbir gerçekliği olamaz...

 

İslam, toplumsal huzuru bozacak hiçbir geleneğe, uygulamaya izin vermez. “Haksız yere bir canı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir” ilkesini benimseyen bir din, nasıl masum insanların öldürülmesine alet edilebilir?..

 

İslam, yerleştiği her toplumda o toplumun adet ve gelenekleri İslamın evrensel ilkeleri ile çatışmıyorsa makbul görmüş, çatışıyorsa terk etmiş, toplumdan kaldırmaya çalışmıştır. Hala, terk edilmeyen gelenekler, töreler varsa bunlar ancak, İslami değerlerin toplumda ikame edilmesiyle düzelebilir ve toplum felaha erişebilir. Bu da, ancak, sağlıklı bir din eğitimi ile mümkün olur.

 

Evet, maalesef bugün toplum olarak töre adı altında kan davası, namus meselesi gibi bahanelerle masum insanların, çocukların, kızların, kadınların katledildiğine, şiddete maruz kaldıklarına şahit oluyoruz. Bu bir cehaletin, bilgisizliğin eseridir. Problemin çözümü ise toplumun eğitim seviyesinin yükseltilmesine bağlıdır.

 

Burada, başta Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve İlahiyat Fakülteleri olmak üzere her kuruma düşen görevler vardır.

 

Milli Eğitim Bakanlığı eğitim stratejilerini yeniden gözden geçirmeli, değerler merkezli bir eğitim modeline öncelik vermelidir.

 

Diyanet ve İlahiyat Fakülteleri; topluma doğru İslamı en güzel şekilde anlatmanın yollarını bulmalıdırlar. Bu anlamda, çağın teknik ve teknolojilerinden yeteri kadar yararlanılmalıdır.

 

Ahlaki değerlerin topluma yerleşmesinde din eğitiminin önemi büyüktür. Ancak, din eğitimi, ehli olmayanlara da bırakılmamalıdır. Bu anlamda Diyanet ve İlahiyat Fakülteleri, kendi elemanlarını en iyi şekilde, çağın ihtiyaçları çerçevesinde yetiştirmeli ve din görevlisi olmayan ne bir köy ne de bir mahalle bırakmamalıdırlar. Bu alanda bir boşluk olduğunda ehli olmayan insanlar o boşluğu doldurmaya kalkışacaktır. Buna da fırsat verilmemelidir.

Sonuç olarak, topyekün bütün toplumu kapsayan bir eğitim seferberliği başlatmak gerekir. Bir şekilde toplumun bilinç seviyesini yükseltmeliyiz.

 Doç.Dr CELİL ABUZER

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Urfa Göbeklitepehaber,Urfa Haber,Şanlıurfa Haber
© Copyright 2013 gobeklitepehaber.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi