bodrum escort Bedava porno izle Didim Escort Bayan Fethiye Escort Kızlar Sakarya Escort Bayan

Ölümden Nasihat Alabilmek


Bu makale 2014-11-03 06:51:04 eklenmiş ve 610 kez görüntülenmiştir.
MEHMET KAZAR

     Yazıma başlamadan önce konumuzla alakası olduğunu düşündüğüm için, yaşanmış bir olayı sizlere aktarmak istiyorum; Yakın derecede bir akrabamızın hemen hemen üç yaşında tek bir erkek çocuğu vardı. Çocuk bir sabah kapının önüne oynamaya çıkarken sokakta bir arabanın çarpmasıyla hayatını kaybeder. Annesi kanlar içindeki çocuğunu kucağına alır ve öldüğünün farkındadır, yinede bir umutla hastanenin acil bölümüne ulaştırırlar. Çocuğun olay yerinde öldüğü anlaşılır. Acil doktoru ve güvenlikçi, anneye çocuğunun öldüğünü söylerler. Annenin duyduğu bu söz karşısında ilk davranışı ve dudaklarından dökülen ilk cümleler ne oldu bilir misiniz? “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun, Şüphesiz biz Allah’tan geldik ve şüphesiz dönüşümüz O’nadır” ayetini okudu. Ve sonra dedi ki, “Allah verdi, Allah aldı.” Bu zamanda bu şekilde böyle bir olay karşısında iman ile sabır gösterip, her şeyi Allah’a havale etmek zor bir iştir. Hiçbir şekilde isyan yok, “Allah verdi Allah aldı.” diyebilmek… Ne mutlu o anne ve babaya ki, cennetlik bir çocukları var ve onlar bu inançtadırlar. Öğle ezanı okunduğunda anne ve babanın yaptığı ilk şey camiye gitmek oldu ve namazlarını kılıp, ellerini Âlemlerin Rabbi olan Allah’a (cc) açtılar…

Ölüm işte, nerede, ne zaman, ne şekilde geleceği belli değil, “Daha dün yanımızdaydı birlikte gezdik, yaşı çok gençti, hiçbir şeyi de yoktu, hasta falanda değildi, nasıl ölebilir.” Gibi konuşmalara tanık oluyoruz, ama ne acıdır ki ölüm, ne çocuk, ne gençlik, nede ihtiyarlık dinler, o ansızın geliverir. Dünyanın bunca işleri arasında ölümü ne çok unutuyoruz değil mi? Hep başkalarına olur, hep başkalarına ölüm gelir, ölümü hep kendimizden uzakta anarız. Oysa “Her can ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.” (1) ayeti ölümü mutlaka tadacağımızı ve dönüşün sadece Rabbimize olacağını net ifade ediyor. Sayılı nefeslerimiz bittiğinde ecel şüphesiz gelecektir.

Son bir aydır birkaç taziyeye gidince, ölümün o dehşetini ve ölüm gerçeğini bir kez daha tüm zerrelerimde hissettim. Hiç beklenmedik bir anda yakınlarımızın aramızdan aniden ayrılması ölümü daha da tefekkür etmemizi sağlıyor. Zira gün gelecek o dar ve karanlık yere bizlerde gireceğiz “Gerçekten ölüm büyük bir nasihattir.” Sözü geldi aklıma ve ölüm ile dünya hayatının son bulacağını, sadece amellerimize göre hesap vereceğimizi düşünmek ölümden nasihat almamızı bize öğretiyor. Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:“Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz” (2) Dünyanın lezzetlerinden zevk ve sefasından, alıkoyan ölüm olduğunu ve ölümü çokça zikretmek olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Ölümü hep hatırda tutmak insanın gaflete kapılmasını önlediği gibi ölüm için sürekli hazırlıklı olmayı da insana ihtar ediyor.

Nefeslerimiz sayılı, bakışlarımız sayılı, dilimizden çıkacak kelimeler sayılı, atacağımız adımlar sayılı kısacası dünya hayatındaki her şeyimiz sayılı. Ne büyük bir nimettir ki, bizler bu sayıyı bilmiyoruz. Bu sayılar bitince ne bir fazla, nede bir eksik olacak, zira sayı tamamlanınca ruh bedeni terk edecektir. Kaç nefesimiz, kaç bakışımız, kaç adımımız kaldı bilmiyoruz, belki az belki çoktur, bu sayıları bilmediğimize göre bize verilen ömür sermayesini boşa tüketmemek gerekir. Her günü yeni bir başlangıç bilip, Rabbimizin gösterdiği yoldan, sayılı olan ömür sermayemizi tüketmeliyiz. Evet, ömür sermayesinin sayıları tükeniyor, her an biraz daha sona yakınlaşıyoruz. Ecelin ne zaman geleceğini bilmiyoruz, eğer bilseydik hep korku ve telaş içinde yaşardık, hep o anı korku ile beklerdik hiçbir şeyden tat alamazdık. Ecelin nasıl ve ne zaman geleceğini bilmediğimize göre her an aniden gelebileceğini de unutmamak gerekir ve ona her an hazırlık yapmanın gayretinde olmalıyız.

Yaşadığımız hayatta o kadar çok dünya işleri ile meşgul oluyoruz ki, dünyaya geliş amacımızın Allah’ı tanıyıp ve O’na kul olmamız gerektiğini unutuyoruz. Ve yine unutuyoruz ki sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi ölümü kendimizden uzakta görüyoruz. İbadetlerimizi erteliyoruz, “Ya şunları bunları yaptığımda, ya da daha gencim ihtiyar olduğumda” gibi ifadelerle ebedi saadetin anahtarı olan ibadetlerimizden gafil oluyoruz. Oysaki “Allah, eceli geldiğinde hiç kimseyi (ölümünü) ertelemez. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” (3)

Ölümden nasıl nasihat almamız gerektiğini düşünürken Efendimizin (a.s.m)’ın “Ölmeden önce ölünüz” hadisi geldi aklıma. Ölmeden önce ölmenin fiziki olarak mümkün olmadığına göre, bunu mecazen hayatımıza tatbik etmeliyiz. Her insan ne yaptığını bilir ve kendi içinde nefis muhasebesini yapabilir. Ölmeden önce ölmek, ölümü hatırımızda tutarak günahlardan sakınmak ve nefsimizin esiri olmamaktır. Ölümün o soğukluğunu kendi bedenimizde hissetmek, kabrin içini o karanlık evi ve sadece uzanabileceğimiz kadar dar bir yere gireceğimizi düşünmektir. Orada yalnızca amellerimiz ile baş başa kalacağımızı bilmek, hiç kimsenin yardımımıza gelemeyeceğini, sadece yardıma gelecek olan dünya hayatında yaptığımız güzel amellerin olacağını idrak etmek ve ölüm için hazırlık yapmaktır. Önemli olan daha hayattayken ölümü kendi dünyamızda yaşamak ve provasını hayalende olsa yapabilmektir. Mesela şuan vefat etsem hesap vermeye hazır mıyım? Amellerim beni kurtarabilecek mi? Namazlarım tam mı? Kulluk vazifemi yerine getirebildim mi? Gibi soruları daha hayattayken kendimize sormak ve cevaplarına çalışmak gerekir. Ölmeden evvel ölmeyi hayatlarına tatbik edenler Allah’ın izniyle ebedi saadete kavuşabileceklerdir.

“O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” (4)

Rabbimiz hangimizin daha güzel amel yapacağını sınamak için, ölüm ve hayat ile bizleri imtihan etmektedir. Ölüm ve hayatı tefekkür etmek, ölüm ile gerçek ve ebedi hayata geçişin mümkün olacağını idrak etmeliyiz.  İmtihan dünyasındayız, dünya bir sınav salonu ve hayattakiler için yani bizler ve şuan bu yazıyı okuyanlar için dünya sınavı hala devam etmektedir. Sınav süresinin bitimine ne kadar kaldığını bilmiyoruz. Okulda veya diğer sınavlarda aldığımız başarılar sayesinde seviniriz ve bu sınavdaki başarı sayesinde daha rahat bir iş hayatına atılırız. İşte ancak dünya imtihanında başarılı olabilirsek ebedi hayatta rahat edeceğiz. Üstelik dünya imtihanında diğer imtihanlar gibi kopya çekmek yasak değil, soru ve cevapları aşikâr olan, kopya çekmenin dahi yasak olmadığı bir imtihandayız. “Dünya İmtihanı” soru ve cevapları da aşikâr. Tek yapmanız gereken Kur’an-ı Kerim’i düşünerek, manası üzerinde tefekkür ederek okumak ve Rabbimizin emir ve yasaklarına uymak. Sonra Peygamber Efendimiz (a.s.m)’ın sünnetini kendimize rehber edinmek İşte soru ve cevaplar hepsi burada, “Kur’an ve Sünnet”

Rabbim, bizlere ölümü tefekkür edip ve ölümden nasihatini alan ve ölüm için hazırlık yapan kullarından eylesin. Yarabbi! Bizlere amellerimizle değil, rahmetinle muamele et. (Amin)

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Urfa Göbeklitepehaber,Urfa Haber,Şanlıurfa Haber
© Copyright 2013 gobeklitepehaber.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi