bodrum escort Bedava porno izle Didim Escort Bayan Fethiye Escort Kızlar Sakarya Escort Bayan

SOSYAL DEVLET ANLAYIŞI VE AKP İKTİDARI


Bu makale 2014-11-03 07:41:48 eklenmiş ve 608 kez görüntülenmiştir.
Doç.Dr CELİL ABUZER

Sosyoloji ve siyasal bilim kaynaklarına baktığımızda sosyal devletin; toplumsal adalet, hukukun üstünlüğü, eşitlik, özgürlük, insanın temel haklarının korunması ve sağlanması gibi kulağa hoş gelen kavramlarla uzun uzun anlatıldığını görürüz. Bütün bu anlatıları derlediğimizde sosyal devletin; vatandaşını insan yerine koyan, devletin imkanları ölçüsünde onun temel insani hakları olan yaşama, adil yargılanma, sağlık, güvenlik, eğitim, iş, barınma, devlet imkanlarından eşit düzeyde yararlanma, asgari yaşam standartlarını sağlama, gelir dağılımını dengeleme, hasılı sosyal adaleti ve sosyal refahı esas alan yönetimi benimseyen devlet anlayışını temsil ettiğini görürüz.

Böyle bir toplum düzeni kurmak hayal midir, ideal midir, o ayrı bir konu ama sosyal devlette bu başlıklar temel hedeftir. Bugün bu hedef doğrultusunda oldukça mesafe almış toplumlar da yok değildir. Bunu da görmek lazım…

Bize gelince; Cumhuriyetimizin temel kuruluş felsefesinde bu bahsettiğimiz başlıklara ısrarla vurgu yapıldığını ve hedefinin böyle bir toplum oluşturmak olduğunu görebiliyoruz. Ancak, bunun ne ölçüde gerçekleştirilebildiğine gelince orada ciddi sorular olduğu da bir gerçekliktir.

Yaşadığımız toplumsal sorunlarımızın, sosyal devlet anlayışının devlet uygulamalarında olmamasından kaynaklandığı bugün daha açık şekilde anlaşılmaktadır.

Siyasetçilerin Türkiye’yi tanımlarken öteden beri dillerinden düşürmediği “Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir” diye klişeleşmiş bir söz vardır. Cumhuriyet kurulalı beri bu söz siyasetçilerin ağzında sakız olmuştur amma, bu toplum bu kavramların gerçekte ne anlama geldiğini, toplumsal yaşamda nasıl bir karşılık bulması gerektiğini Menderes ve Özal dışında uzun süre maalesef anlayamadı, yaşayamadı.

Bu kavramlar, özellikle bizde sosyal demokrasiyi savunduğunu iddia eden sol partilerin en temel sloganları idi (ki bugün de öyledir) ancak, toplumumuz hiçbir sol iktidardan bu anlamda bir icraat göremedi. Tam aksine, jakoben, buyrukçu, aşırı devletçi, toplumu ve toplumsal değerleri hiçe sayan uygulamalar gördü.

Bizdeki sol partilerle batıdaki sol partiler sadece söylemde aynı şeyi ifade eder. Batıda sol partiler söylem ve uygulamada eşitlik ve özgürlük vurgusunu öne çıkarırken bizimkiler, bu kavramları sadece söylemde kullanırlar.

Çünkü, onlara göre; halk cahildir!, bu nimetleri nasıl kullanacağını bilemez ve kendisi için neyin iyi olduğunun idrakinde değildir. O nedenle “aman fırsat vermeyelim” mantığı çerçevesinde halkı kontrol etme düşüncesi daha hakim düşünce olmuştur bunlarda...

Günümüze baktığımızda; Türkiye AKP iktidarı ile çok hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşadı ve yaşıyor. Toplum, yönetim aygıtı olan devletle arasındaki ilişkilerin hangi düzlemde olması gerektiğini, devletin toplumuna karşı temel görevlerinin meğerse neler olduğunu, gündelik yaşamında yaşayarak yeni yeni gördü ve görüyor. Türkiye Cumhuriyeti kurulalı beri “sosyal devlet” ilkesinin nimetlerinden ancak bir nebze tadabildi bu toplum.

Her ne kadar uygulamada bazı arızalar olsa da, AKP iktidarının geldiği günden beri sosyal devlet anlayışını yönetim biçimi olarak benimseyip uygulamaya çalıştığını söyleyebiliriz.

Toplumun refah düzeyinin yükselmesini, sağlıktaki, (parasız eğitim başta olmak üzere) eğitimdeki dönüşümleri, insan hak ve özgürlüklerindeki, yargıdaki hukuksal düzenlemeleri, demokrasi bilincinin toplumun ve devletin bütün kurumlarına yayılmaya başlamasını, ulaşım ve iletişim ağlarındaki gelişmeleri, dünyanın en büyük ekonomileri arasına girme yolunda her geçen gün büyüyen Ülke ekonomisini, kişi başına düşen gayri safi milli hasıladaki artışı ve benzeri gelişmeleri görmezden mi geleceğiz.

Daha düne kadar bu ülke memurunun maaşını ödeyememe endişesi taşıyordu. Kısa vadeli yüksek faiz oranlarıyla para baronlarından aldığı borçlarla ancak ödeyebiliyordu.

Türkiye’nin on yıl önceki durumuyla bu günü salim bir akılla karşılaştırdığımızda bütün bu hakikatler, daha net olarak görülecektir diye düşünüyorum.

Ama maalesef, biz toplum olarak geçmişi çabuk unutan, biraz balık hafızalı toplumuz gibi geliyor bana… Arkamıza bakmadığımızdan nerelerden nerelere geldiğimizi test edemiyoruz. Öyle olunca da çok çabuk manipüle olabiliyoruz.

Yaşadığım bir olayla bu gerçeği biraz daha açmak istiyorum. Diyarbakırlı bir köylü çocuğu olan öğrencimle konuşurken söz dönüp dolaşıp terör ve benzeri konulara geldi. Öğrencim, bölge olarak kendilerine haksızlık yapıldığından, haklarının verilmediğinden bahsederek mağduriyet yaşadıklarından bahsetmeye başladı. Ben de ona biraz Sokrates mantığı ile bazı gerçekleri soru sorarak anlatmaya çalıştım.

Dedim köyünüzün yolu nasıl, üç, dört sene oldu çok güzel asfalt yol yaptılar dedi. Peki köyünüzde okul ve sağlık ocağı var mı, dedim, evet var dedi. Peki köyde her eve su getirilmiş mi dedim, evet dedi. Peki köydeki herkesin yeşil kartı var mı dedim, evet dedi. Peki köyde yaşlılık maaşı alanlar var mı dedim, evet var dedi. Peki köyünüzde yatalak hastası olup da devletten hem hasta için hem de bakıcı için maaş alan var mı dedim, evet var dedi. Peki köyünüze kaymakamlıktan kışlık kömür yardımı geliyor mu dedim, evet dedi. Ben de bu kadar evetlerden sonra, o zaman sizin derdiniz nedir, dedim. Demek ki imkanı ölçülerde sizin temel ihtiyaçlarınızı düşünen, temin etmeye çalışan bir anlayış var. Bunu neden görmüyorsunuz, diye çıkışınca, öğrencim, hocam inan hiç böyle düşünmemiştim diye cevap verdi.

Şunu da belirtmek lazım; değil ihmal etmek, bilakis tam aksine bu gün devlet doğu ve güneydoğuya pozitif ayrımcılık yapıyor. 

Elbette ki bu ülkede yılların biriktirdiği çok önemli sorunlarımız var. Bunları biliyoruz. Ama bugün geçmişe göre ciddi anlamda yol almış bir Türkiye de var. Daha iyiyi talep ederken yapılanları da takdir etmemiz gerekiyor. Yıllardır kangren olmuş sorunların bir anda çözülmesini beklemek haksızlık olmaz mı?..

Ama, asıl mesele başka! Sorunlarını çözmeye başlamış, gelişen, büyüyen Türkiye, içte ve dışta bu toplumun düşmanlarını rahatsız ediyor. Onun için yapılan yapısal düzenlemeleri tıkamak, büyüyen Türkiye’yi durdurmak için küresel şer güçlerle bizim şerirlerimiz el ele vermiş, toplumumuzu manipüle etmeye çalışıyor. Bir taraftan Suriye meselesi, diğer taraftan azgınlaşan bölücü terör eylemleri yükselen, büyüyen Türkiye’yi kilitleme girişimlerinden başka bir şey değildir.

Bu toplumun uyanık olup bu oyunu bozması lazım… Hamasi söylemlere kulak tıkaması lazım… Elbette ki daha iyiyi daha güzeli talep etme hakkımız var. Ancak, sosyal sorunların çözümü de süreç ister. Sosyal olaylar akşamdan sabaha oluşan, değişen gerçeklikler değildir ki... Bazı şeyleri zamana yaymak lazımdır.

Kim ne derse desin, bütün bu engellemelere rağmen,  “Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti” olma yolunda hızla ilerliyor.

Elbette ki, milletin sırtından beslenen kan emici vampirler, foyaları ortaya çıkacağı için bu durumdan rahatsız olacaklardır ve suyu bulandırmaya, puslu hava oluşturmaya devam edeceklerdir. Ama olsun, düşmana inat dimdik ayakta durmaya devam edeceğiz ve bu oyunu da inşallah bozacağız. Türkiye hak ettiği yere er geç ulaşacaktır. Onun düşmanları da kendi gayzlarında boğulacaklardır. Buna yakın gelecekte inşallah herkes tanıklık edecektir.

Saygılarımla… 18.11.2012.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Urfa Göbeklitepehaber,Urfa Haber,Şanlıurfa Haber
© Copyright 2013 gobeklitepehaber.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi