bodrum escort Bedava porno izle Didim Escort Bayan Fethiye Escort Kızlar Sakarya Escort Bayan

Diyanet İşleri Başkanlığımıza bir teklif ve Peygamberi yaşama sanatı


Bu makale 2014-11-03 07:44:26 eklenmiş ve 507 kez görüntülenmiştir.
VEHBİ KARAKAŞ

Sayın Diyanet İşleri Başkanımız, Peygamberimize hakaret içeren “Müslümanların Masumiyeti” adlı lanetlik filmin birinci bölümünü izleyince “aşağılık bir film” demiş, öfkesini ve üzüntüsünü şu şekilde dile getirmişti: “İçim yandı. Neden yandı? Çünkü biz Resulü Ekrem’i yeterince anlatamadık. 120 bin kişiden oluşan, İslam’a hizmet eden bir kurumun başı olarak içim daha çok yandı. Bir oyun oynanıyor. Küresel bir provokasyon devam ediyor. Küresel ideoloji, İslam’ın tırmanışını kabul etmiyor.”

Evet Muhterem Başkanımız, küresel ideoloji İslam’ın tırmanışını kabul etmiyor ve zaten etmeyecek.  Çünkü küresel ideoloji aktörlerinin kahir ekseriyeti, Yahudi ve Hıristiyan bloka mensuptur. Onlar hakkında da Yüce Allah bize şu bilgiyi vermektedir: “Yahudiler ve Hıristiyanlar senden asla razı olmayacaklardır. Sen onların dinine ve yoluna girmedikçe.”[1] Ayet bununla kalmıyor, doğru yolun ne olduğunu, ondan ayrılanın akıbetinin ne olacağını da üstüne basa basa bildiriyor ve şöyle buyuruyor:“Sen de ki: “Allah'ın hidâyet yolu olan İslâm, doğru yolun ta kendisidir. Sana gelen bunca ilimden sonra onların heva ve heveslerine uyacak olursan, Allah'a karşı hiçbir koruyucu ve yardımcı bulamazsın.”[2]

Bizim onların dinine ve yoluna girmemiz imkânsız. Çünkü Allah’ın razı olduğu hak yol ve hak din İslam’dır.[3] Hamdolsun Allah’a biz bu dinin mensuplarıyız. Allah’ın gönderdiği son ve her yönüyle eşsiz olan bir peygamberin yani Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin de ümmetiyiz. Dolayısıyla bizim bulunduğumuz noktayı, bulunduğumuz dini, iman ettiğimiz son peygamberi terk etmemiz mümkün değildir. Çünkü bu terk edişin akıbeti cehennemdir, iki dünya saadetinden mahrum kalmaktır. Aklı başında olan, vicdanı bozulmamış hiçbir Müslüman bunu göze alamaz.

Ama gayr-i müslimlerin İslamiyet’e girmeleri ve son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v)’e iman etmeleri mümkündür, kolaydır, gereklidir ve farzdır. Çünkü onların da cennete ihtiyaçları vardır. Çünkü İslamiyet cennettir. Yüce Allah, bütün semavî dinlerin misyonunu İslamiyet’te, bütün peygamberlerin misyonunu da Hz. Muhammed (s.a.v)’de toplamıştır. İslamiyet bütün âlemlerin tek ve hak dini, Peygamberimiz de bütün insanlığın tek ve son peygamberidir.

Yahudi ve Hıristiyanların bizim bulunduğumuz noktaya gelmeleri mümkünse ve gelmeleri de gerekli ve zorunluysa bunu neden yapmıyorlar,neden gelmiyorlar?

Onların İslamiyet’i ve Peygamberimizi kabullenmemelerinin tek sorumlusu onlar değildir. Bu sorumluluğun veya bu vebalin yarısı da Müslümanlara aittir. Çünkü Müslümanlar Peygamberlerini hakkıyla temsil edemediler. Sayın DİB Başkanı da buna dikkat çekiyor ve şöyle diyor: “Demek biz Peygamberimizi yeterince anlatamadık.” Bu ifadelerden yola çıkarak ben de şimdi soruyorum: “Bunca yıl, bunca asır neden biz Peygamberimizi anlatamadık?” Bu sorunun cevabı bize göre şudur: “Çünkü biz, Peygamberimizi anlamadık, veya anladık ama anladığımızın gereğini yapmadık. Anlamadık ki anlatalım, tanımadık ki tanıtalım.”

PEYGAMBERİ OKUMA, ANLAMA VE YAŞAMA SANATI

Peygamberi anlamak demek, onun ahlakıyla ahlaklanmak  demektir. Kibri, enaniyeti bırakmak demek, tevazu ve mahviyetin doruk noktasına çıkmak demek, makam ve unvan havasından uzak kalmak demek, cömertlik demek, cömertlikten ve dağıtıcı olmaktan dolayı kimi zaman karnını doyuracak bir şey bulamamak, açlıktan karnına taş bağlamak demek, hasırda yattığını, iki kişinin zor sığabileceği kulübemsi bir yerde bir ömür boyu yaşamasını anlamak, takdir edebilmek demek, bırakın dostlarını, azılı düşmanlarını dahi affedebilmek demek, affıyla da insanların gönlünü ısındırmak ve İslam’a kazanmak demek, ırkçılığın, bölgeciliğin belini kırmak demek, kendin için istediğini, bütün insanlık için istemek demek, Allah ile nefes almak, Allah ile nefes vermek demek, çoğu geceleri kaim, çoğu gündüzleri saim olmak demek, eliyle, diliyle kimseye eziyet etmemek demek, hilim, merhamet sahibi olmak demek, şiddetten uzak durmak, yaşatmak için yaşamak demek, ihlas demek, isar demek, İslam demek, ilahî ahlakla ahlaklanmak demek, ilahî ahlaka ve ahkama bağlılıkta peygamber teslimiyeti içinde olmak ve her hususta Peygambere benzemek demek…

Böyle oldunuz mu hangi Yahudi ve Hıristiyan, hangi komünist ve ateist Müslüman olmadan yaşayabilir?

Demek isterim ki, öyleyse gelin yeni bir sanat kolu ihdas edelim. O sanat kolunun adı:“Peygamberi Okuma, Anlama ve Yaşama Sanatı” olsun.

Okuduğumuz, tanıdığımız ama yaşamadığımız bir peygamberi anlatmak için değil, okuduğumuz, tanıdığımız ve yaşadığımız bir peygamberi tanıtmak ve anlatmak için dünyanın karşısına çıkalım.

İmanımız onun imanına, ahlakımız onun ahlakına, siyasetimiz onun siyasetine, ticaretimiz onun ticaretine, çevreciliğimiz onun çevreciliğine, halkla ilişkilerimiz onun halkla ilişkilerine, ibadetimiz onun ibadetine, hukukumuz ve adaletimiz onun hukuk ve adaletine, sevincimiz onun sevincine, hüznümüz onun hüznüne, ciddiyetimiz onun ciddiyetine, şakalarımız onun şakalarına, sözlerimiz onun sözüne, özlerimiz onun özüne, işlerimiz onun işine benzesin.

Bakın o zaman size iltihak etmeyen, katılmayan, katılmasa da hayran olmayan bir gayr-i müslim kalır mı? Bakın o zaman bir karikatürist, bir senarist, bir satanist, bir sekülerist ve bir materyalist size ve mukaddeslerinize zarar verebilir mi?

Helaket ve felaket asrını saadet asrına dönüştürmenin yolu budur. Anarşi ve terörü bitirmenin, bölücülük ve ayrımcılık belasından kurtulmanın, gerçek anlamda emniyet ve huzuru tesis etmenin, sağlıklı ve sağduyulu yaşamanın yolu budur.

Çağın s

özcüsü de bir asır önce Şam’da verdiği hutbede bu günleri görerek Müslümanları uyarmış ve şöyle demiştir: “Eğer biz İslam (Peygamber) ahlakının ve iman hakikatlerinin güzelliklerini davranışlarımızla ortaya koysaydık, diğer dinlerin mensupları elbette cemaatler halinde İslâmiyet’e gireceklerdi; belki dünyanın bazı kıtaları ve devletleri İslâmiyet'i kabul edeceklerdi.”

Güneşe itiraz eden bir insan var mı? Hayır. Neden? Çünkü güneş ısı,  güneş ışık,  güneş güzel,  güneş sıcak,  güneş ihtiyaç...  Peygamberimiz ondan daha güzel, ondan daha sıcak, ondan daha büyük bir ihtiyaç. Güneş Peygamberimizin sarayının lambası. Güneş onun yüzü suyu hürmetine yaratıldı.

“Hak yarattı alemi / Aşkına Muhammed’in/ Ay ve günü yarattı/ Şevkine Muhammed’in.

Ol dedi, oldu âlem/ Yazıldı levh u kalem/ Okundu hatm-i kelam/  Şanına Muhammed’in”

Eğer biz, Peygamberimizin önündeki perdeleri ve bulutları aradan kaldırabilsek veya biz onun önünde perde ve bulut olmazsak inadından ve hasedinden inanmayan Ebucehil gibiler hariç, Avrupalısı ve Asyalısı herkes Peygamberimizin güzelliklerine hayran olacak, “ballar balını buldum, kovanım yağma olsun” diyeceklerdir.

NOT:

Diyanet İşleri Başkanlığımıza bir öneri: Bu seneki Kutlu Doğum Haftası’nın konusu: “Hz.Peygamber ve Çevre” olsun. Benim fakültede verdiğim derslerden biri de budur: Çevre ve Din. Gerek insan çevremize ve gerekse doğa çevremize karşı yapılan tahribatı, reva görülen hiddeti, şiddeti ve hunharca davranışları görünce bu meselenin geniş dairede ele alınması kanaatine vardım.[4] Sevgi ve saygılarımla.


[1] Bakara, 2/ 120

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Urfa Göbeklitepehaber,Urfa Haber,Şanlıurfa Haber
© Copyright 2013 gobeklitepehaber.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi