bodrum escort Bedava porno izle Didim Escort Bayan Fethiye Escort Kızlar Sakarya Escort Bayan

Yol gösteren “sanatçılar”


Bu makale 2014-11-03 08:23:25 eklenmiş ve 553 kez görüntülenmiştir.
ÜMİT ŞİMŞEK

Son Devir’in başlığı herşeyi özetliyordu:

“Hep böyle: Ünlüler serbest, ünsüzler hapis.”

Hadiseyi hatırlayacaksınız: Uyuşturucu operasyonunda yakalananlardan bir kısmı tutuklanmış, medyamızın “sanatçı” ünvanına lâyık gördüğü şöhret sahibi kişiler ise serbest bırakılmıştı. Ancak bu serbestlik ünlülerimizi pek memnun etmedi. Belki de aralarında Boğaz’a nâzır terasını hint keneviri tarlasına çevirmiş olanları hiç değilse bu serbestliğin yanı sıra bir de ödül bekliyor olabilirdi; ama hepsinin bundan başka bir ortak derdi vardı:

Onlar “teşhir edilmekten” yakınıyorlardı!

Kulaklarımıza inanalım mı, inanmayalım mı? Bildiğimiz kadarıyla teşhir bu “sanatçı” taifesinin hiç de yabancısı olmadığı gibi, bundan kaçındıkları da pek görülmüş bir şey değildir. Hattâ, mesailerinin önemli bir bölümünü teşhir edilmek için vesileler arayıp bulmak yönünde harcadıkları cümle âlemin malûmudur. Daha da ileri giderek, toplumda yaygınlaşan her türlü ahlâkî aşınmanın temelinde bu taife üzerinden gerçekleştirilen teşhir faaliyetlerinin yattığını söyleyebiliriz.

Fakat meselâ çıplaklık veya “cinsel tercih” (!) yahut alkol gibi konularda teşhiri bir reklam aracı olarak gören ve şöhretlerinin devamı için bu kabil teşhirleri kaçınılmaz bulan “sanatçılarımız,” uyuşturucu konusunda niçin gözden uzak bir hayatı seçerler?

Bu arada medyanın durumu hakkında da bir soru işareti koymadan geçmeyelim: Alkol ile ilgili sınırlamaları temel özgürlüklere yönelen bir tehdit olarak algılayan ve bu tür sınırlamaların tümüne karşı kahramanca mücadele veren medyamız, uyuşturucu konusunu niçin sessizlik içinde geçiştirmeyi tercih ediyor? Alkol iyi birşey ise, uyuşturucu ondan daha iyi birşey olmalı değil midir? Veya bu bir kişisel tercih meselesi ise, kişilerin alkol kadar uyuşturucuyu tercih etme özgürlüğü de yok mudur? Kişilerin tercih özgürlüğü olmalı ise, onlara tercih ettikleri bir konuda hizmet sunmak niçin suç olsun?

  ***

Ünlülerimizi ve medyamızı bu çelişkileri ile baş başa bırakarak, konunun başka bir yönüne gelelim:

Bu zevât-ı muhteremeye “sanatçı” nâmını vermekte, sonra bu kimlikleriyle onları her türlü memleket meselesinde sözleri dinlenecek birer âkil adam statüsüne kavuşturmakta nasıl bir hikmet saklıdır?

Daha önceki bir yazımızda da temas ettiğimiz gibi (Bkz. Sanatçılar Ne İş Yapar?), bugün sanatçı deyince bir bestekâr, hattat veya ebruzen hatırımıza gelmiyor; en azından, ülkeyi veya dünyayı nasıl kurtaracağımız konusunda onların fikirlerine kimse başvurmuyor. Bu konulara, daha ziyade sahne “sanatlarında” şöhret kazanmış kişiler bakıyor ki, onların becerileri de büyük çoğunlukla “taklit” konusunda yoğunlaşmıştır. Nitekim uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan “sanatçılarımzdan” birinin avukatı da müvekkilinin dinlemeye takılan konuşmasını savunurken onun bu becerisine vurgu yaparak, “Kendisi oyuncu olduğu için, taklit ve benzeri durumlardan başka amacı yoktur” demiş. (Sanatçımızın serbest bırakılmasında bu savunmanın ne derece rol oynadığı hakkında tahminden ötede bir bilgi sahibi değiliz.)

Asıl gariplik, onların mesleğinin taklitçilik olmasında değil, toplumun onları taklit etmesinde! Böylelikle, cemiyet olarak hepimiz, taklitçilerin taklitçisi durumuna düşmüyor muyuz?

***

Bir toplumun kendisine model olarak taklitçileri alması veya ülkenin geleceğini ilgilendiren konularda onların sözlerinde bir yol göstericilik vehmetmesi hayra alâmet değildir. Bu durum, nice zamandır milletin içine düşürüldüğü bir boşluğu haber veriyor. Eğer bu toplumun okumuş yazmış fertleri kendilerine referans olabilecek bir değerler sistemine ve hayatlarına anlam kazandıracak birer ideale sahip olarak yetiştirilmiş olsalardı, medyanın bu ünlü taklitçiler ağzıyla pazarladığı görüşlere kim itibar ederdi? Ondan da önce, bu ünlülerimizin özel hayatlarında yapıp ettikleri işler, en saçma ayrıntısına kadar kaç kişinin zihnini meşgul ederdi?

“Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı yurttaşlar olarak yetiştirmek” (Bkz. Millî Eğitim Temel Kanunu, md. 2) üzere faaliyet gösteren bir eğitim sisteminin bir asra yakın zamanda topluma aşılayabildiği aşk ve şevkin mahiyet ve hedefi, resimde görüldüğü gibidir.

_____________________________________________

http://www.sondevir.com/?aType=yazarHaber&ArticleID=7982

Facebook: http://www.facebook.com/yazarumitsimsek   | Twitter: http://twitter.com/umit_simsek   | mail: umsimsek@gmail.com

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Urfa Göbeklitepehaber,Urfa Haber,Şanlıurfa Haber
© Copyright 2013 gobeklitepehaber.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi