bodrum escort Bedava porno izle Didim Escort Bayan Fethiye Escort Kızlar Sakarya Escort Bayan

Siyaset-ticaret-diyanet üçgeninde cemevleri


Bu makale 2014-11-03 08:25:46 eklenmiş ve 555 kez görüntülenmiştir.
ÜMİT ŞİMŞEK

Siyasetle ticaret arasında sıkışmış bir diyanet meselesi olarak kucağımızda buluverdik bu cemevleri meselesini. 

Konu, esas itibarıyla, siyasî bir manevra sonucu karşımıza çıkmış bulunuyor. Siyasette sıkıntılı bir duruma saplanıp kalanlar, pek sık kullanılan bir taktikle gündem değiştirerek rüzgârı kendi lehlerine çevirmek için cemevi kartını öne sürüyor ve bir ölçüde de başarılı oluyorlar.

İşin ticaret yönüne gelince: Cemevlerinin cami ile beraber düşünülerek bir nevi mâbed statüsüne kavuşturulma ihtimali, ibadethanelere yapılan devlet yardımından pay alma sonucunu gündeme getirdiği için, birtakım kuruluşların iştahını kabartıyor.

Gerçi ibadethane deyince konu tamamen dinî bir muhtevâya kavuşuyor ve o muhtevâ içinde değerlendirilmesi gerekiyor; ancak bugünün dünyasında böyle bir konuyu siyasî ve ticarî mülâhazalardan arınmış bir şekilde değerlendirmenin yolu henüz keşfedilmediği için, meselenin o yönüne bir türlü gelemiyoruz.

***

Aslında bir diyanet meselesi olarak cemevlerinin durumu gayet açıktır ve tartışılmaya mahal bırakan bir tarafı yoktur. Lâkin burada iki şıklı bir durum karşısındayız:

Cemevleri İslâm içinde bir kurum olarak mı düşünülmeli, yoksa ayrı bir dinin ibadethanesi olarak mı?

İslâm içinde düşünülecekse, gerek itikat, gerekse fıkıh mezhepleri olarak bütün İslâm mezheplerinde ibadet mahalli olarak mescidlerin (yahut Türkçedeki ifadesiyle camilerin) kabul edildiği herkesin malûmudur. Bütün hükümlerin kaynağı olan Kitap ve Sünnette de mescidlerden başka bir mahallin, hele sazlı sözlü kültürel faaliyetlere sahne olan mahallerin mâbed muamelesi görebileceğine dair bir işaret olmadığı gibi, bunun tamamen aksini gösteren açık hükümler vardır. Onun için, cami dışında bir mâbedden söz edildiği zaman, İslâm dışında bir dinin mâbedinden söz edildiğini peşin peşin kabul etmemiz gerekir.

Pek tabii ki, lâik bir ülkede, İslâmdan başka din mensuplarının da mâbed edinme ve ibadetlerini diledikleri gibi yerine getirme hakları vardır; eğer Alevîlik İslâmdan farklı bir din ise, onun da kendisine has mâbedleri bulunmalı ve bu dinin müntesipleri oralarda kendi ibadetlerini özgürce yerine getirebilmelidirler. Fakat kendilerinin Müslüman olduklarını söyleyenlerden bazıları “Bu da bizim İslâm yorumumuz” diyerek Kitapta ve Sünnette hiçbir yeri olmayan farklı bir dini İslâm adı altında sunmaya kalktıkları takdirde, samimiyetsizliklerinden başka birşeyi göstermiş olmazlar ve ciddîye de alınmazlar.

***

Şimdi tartışması yapılan cami-cemevi kompleksinde cemevinin statüsü ne olacaktır?

Bu konuda net bir açıklama yapılmamış olmakla birlikte, teşebbüsün Alevî kanadında yer alan zâtın kimliği, sorunun cevabını açıklığa kavuşturmaktadır. Cem Vakfı Başkanı Sayın İzzettin Doğan, öteden beri, cemevlerinin ibadethane olduğunu iddia eden ve karşı düşünceleri (başta yargının ve Diyanet’in görüşleri olmak üzere) “ipe sapa gelmez düşünceler” diye çok da seviyeli olmayan tabirlerle reddeden bir isimdir. Şimdiki teşebbüste ise, cemevinin fonksiyonunu herhalde garantiye almış olmanın rahatlığı içinde olacak, bir de bizim mâbedlerimiz hakkında bize yol gösteriyor ve camilerin ibadetten başka işlerde de kullanılması gerektiğini bize öğretiyor!

***

İşte burası, can alıcı bir sorunun sorulması gereken bir yerdir:

Sayın İzzettin Doğan kimin adına konuşuyor?

Kendisi ve daha başka “Alevî” kuruluşlarının yöneticileri, ülkemizdeki Alevî vatandaşların ne kadarını temsil ediyor?

Sadece Sayın Doğan ve benzerleriyle kalsa yine iyi; bu ortak teşebbüsün Sünnî kanadına mensup bazı yazarlarımız da nasıl olduysa birden bire Alevîler adına konuşur oldular. Hattâ bazıları amigolukta hızını alamadı da “Alevîlerin şimdiye kadar gasp edilmiş haklarından” söz etmeye başladı!

Netice olarak, bugünkü kargaşa içinde Alevîler adına konuşan pek çok kimsenin sesi işitilmekle beraber, gerçekten Alevîlerin bu meselede neler düşündüğünü bilemiyoruz. Bildiğimiz şu ki, bugüne kadar cemevleri Sünnî vatandaşlar için bir problem teşkil etmiyordu; Alevî  vatandaşlar da cemevlerini camilere alternatif mâbedler olarak görmüyor ve kahir eskeriyetiyle kendilerini Müslüman olarak tanımlıyorlardı. Bu yüzden, kimsenin aklına cami ile cemevini bir araya getirmek gibi düşünceler de esmiyordu.

Şimdi, camili cemevi — yahut cemevli cami — projesi sayesinde, olmayan ihtilâfa çözüm üretmek iddiası altında yeni bir ihtilâf konumuz daha ortaya çıkmış bulunuyor. Yalnız şu kadarını bilelim ki, bu ihtilâf, Alevî ve Sünnî vatandaşlarımız arasındaki bir problem değil, her iki taraf adına siyaset ve/veya ticaret yapanların ürettiği bir anlaşmazlıktan ibarettir; umarız bundan başka bir boyuta da taşınmaz.

_____________________________________________

Facebook: http://www.facebook.com/yazarumitsimsek    | Twitter: http://twitter.com/umit_simsek    | mail: umsimsek@gmail.com

 http://www.sondevir.com/?aType=yazarHaber&ArticleID=8105

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Urfa Göbeklitepehaber,Urfa Haber,Şanlıurfa Haber
© Copyright 2013 gobeklitepehaber.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi