bodrum escort Bedava porno izle Didim Escort Bayan Fethiye Escort Kızlar Sakarya Escort Bayan

Bir sanat olarak özgürlük mücadelesi


Bu makale 2014-11-03 08:28:30 eklenmiş ve 442 kez görüntülenmiştir.
ÜMİT ŞİMŞEK

28 Şubat döneminde İspanya’daki bir uluslararası insan hakları toplantısında konuşan başörtüsü mağduru bir öğrencimize bir Macar profesör, “Yirmi yıl sonra bu söylediklerinizi hatırlamayacaksınız” demişti.

Bu sözün üzerinden yirmi yıl geçmedi. Ve zaman bu sözü doğruladı.

Macar profesörün kendi ülkesi de insan hakları konusunda acı ve kanlı tecrübeler yaşamıştı. Gerçi onun ve benzerlerinin mücadeleleri daha uzun zamanda hedefine ulaştı. Fakat zaman ilerledikçe zulmün direnme süresi kısalıyor; insanlar, doğru metodlarla mücadele ettikleri takdirde, hak ve özgürlüklerine daha kısa zamanda kavuşuyorlar.

***

Hak ve özgürlükler konusunda tarih boyunca değişmeyen bir kaide varsa, o da, bunların bir fiyat istediği gerçeğidir. Bugüne kadar hiçbir toplum, oturduğu yerde kendisine ikram edilen hak ve hürriyetlere kavuşmuş değildir. Allah’ın insanlığa bir armağanı olan bu nimetlere, insanlar, tıpkı diğer nimetlerde olduğu gibi, ancak çalışıp çabalamak ve fiyatını ödemek suretiyle sahip olabilmişlerdir.

Bu konuda sayısız tecrübelerin ortaya koyduğu bir başka gerçek, hak ve özgürlükler için mücadele veren insanların kin ve intikam hislerinden kendilerini arındırmış olmaları gereğidir. Eğer birilerine üstün gelmek ve sizi aşağılayanı aşağılamak arzusu işin içine karışırsa, bu mücadele bir hak ve hürriyet hareketi olmaktan çıkar, bir intikam hareketine dönüşür. Böyle bir hareketin galibiyeti yoktur; hedefe ulaştığınızda bile istikbale yönelik adımlar atmakta zorlanırsınız. Çünkü geçmişin hesabını görmekle meşgul iken ileriye bakabilmek kolay değildir.

Başörtüsü mağdurlarının mücadelesi hiçbir zaman bir kin ve intikam hareketine dönüşmedi. Gerçi onların maruz kaldıkları haksızlıklar en serinkanlı insanı çileden çıkaracak seviyedeydi. Fakat bu haksızlıklar bir milleti mazlumların arkasında kenetledi ve ağırbaşlılık içinde adım adım hedefine doğru yürüyen bir hak mücadelesinin inşasıyla neticelendi. Bu arada “Elele Eylemi” adı altında bir destan yazıldı. Yurdu bir uçtan diğerine kadar el ele tutuşmuş insanlarla kuşatan hakperest ve barışçı insanların tarihte benzeri görülmemiş eylemiydi bu. Daha sonraki yıllarda bir Cumhuriyet Bayramında bunun benzeri bir etkinlik o günkü iktidar tarafından devlet imkânlarını kullanmak suretiyle yapılmaya çalışıldıysa da, o muhteşem eylemin sönük bir taklidi seviyesine bile ulaşamadı!

Ne Elele Eylemi sırasında, ne de onun öncesi ve sonrasında, mazlum kitlenin içinden şiddet eylemine tevessül eden kimsenin çıkmamış olması, bugün ibretle hatırlanması gereken bir vakıadır. Bugün yol kesip ortalığı yıkmayı hak arayışı zannedenlerin bunu anlaması ne kadar zor olsa da, eğer gerçekten bir hak elde etmek istiyorlarsa, bunu anlamaktan başka çarelerinin olmadığını onlar da görmek zorundadırlar.

***

Hak arayışında şiddete yönelmek ne kadar hatâlı ise, haksızlığı şu veya bu ölçüde kabullenmek, hak ile haksızlık arasında bir orta yol bulmak, haksızların bir kısım değerlerini meşrulaştırıp benimsemek de en az o kadar hatâlıdır. Bu yolla bir neticeye varılacak olsa bile, o netice ödenen fiyata değmez. Çünkü varılan yer, hedef alınan menzil değildir; bir kimlikle girilen bir maceradan bambaşka bir kimlikle çıkılmıştır. Namusunu feda ederek malını kurtaran insan bir mücadele kazanmış sayılır mı?

Martin Luther King, en büyük ilham kaynağı olan Hindistan seyahatinden dönerken, “Ezilen insanların özgürlük mücadelesindeki en güçlü silâhlarının şiddetten uzak direniş olduğuna her zamankinden daha güçlü bir şekilde inandım” diyordu. Çünkü bağımsızlık mücadelesinden zaferle çıkmış bir ülkenin hiçbir yerinde, bir mücadeleyi hatırlatan kin ve nefret duygusundan eser görmemişti. Diğer yandan, King, hasma teslim olan bir barışçılığı da kabul etmiyor ve doğru yol olarak şiddet içermeyen özgürlük mücadelesini gösteriyordu:

“Teslimiyetçilik, ahlâkî ve manevî intihara yol açar. Şiddete başvurmak da sağ kalanlarda kin ve nefretle, tahrip eden tarafta vahşetle sonuçlanır. Şiddetten uzak direniş ise, ıslahata ve muhabbetli bir topluma ulaştıran yoldur.”

***

Başörtüsünün simgelediği hak ve özgürlüklerin kazanılmasında bugün varılmış olan merhaleyi tatmin edici bir sonuç olarak elbette göremeyiz. Ama çok önemli bir merhalenin kat edilmiş olduğu muhakkaktır ve bugünlere hangi yoldan gelindi ise, bundan sonrasına da aynı yoldan ulaşılacaktır.

_____________________________________________

Facebook: http://www.facebook.com/yazarumitsimsek    | Twitter: http://twitter.com/umit_simsek    | mail: umsimsek@gmail.com

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Urfa Göbeklitepehaber,Urfa Haber,Şanlıurfa Haber
© Copyright 2013 gobeklitepehaber.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi