bodrum escort Bedava porno izle Didim Escort Bayan Fethiye Escort Kızlar Sakarya Escort Bayan

Ne Olur Biraz Tefekkür Ve Niyaz!


Bu makale 2014-11-03 09:09:33 eklenmiş ve 567 kez görüntülenmiştir.
VEHBİ KARAKAŞ

Ey sonsuz cemal ve kemal sahibi eşsiz sultanım!

Doyulmaz cemal ve kemalin, harika sanat ve kusursuz icraatın karşısında meczup olup Mevlevi gibi dönmediğime, mecnun olup çöllere düşmediğime, aklımı kaybedip çıldırmadığıma hayret ediyorum. Çünkü aklımı zorlayacak işlere, sanat ve icraatlara imza atıyorsun. Kara topraktan ağaç, ağaçtan kiraz, dut, şeftali, elma ve benzer meyveler üretiyorsun, yaratıyorsun. Sonra hepsini Rabia’nın(ra): “Toprağın üstündeki her şey topraktır, toprak olacaktır.” dediği gibi toprağa gönderiyorsun.

Çekirdeği açıyor, içinden kocaman bir meyveli ağaç çıkartıyorsun. Meyveli ağacı dürüp bir çekirdekte topluyorsun. Ot ve samanı ineğe yedirip, ondan süt çıkartıyorsun.İneğin etini ve sütünü insana vererek ineği insanlaştırıyorsun. İnsanı açıp kainat yapıyorsun, kainatı dürüp insan yapıyorsun. İnsanın tarifinde Üastad-ı Muhterem “bir kudret mucizesi, bir sanat harikası, bir hilkat acubesi” derken Senin şaşılacak, Allahuekber dedirtecek kudretini, sanatını, hikmetini dikkatlerimize sunuyor. Ne doyulmaz bir cemalin, ne takdirlere sığmaz bir kemalin var ki, o cemal ve kemalinin cilveleriyle bizi muhabbetle mest ediyorsun.

Severim ben seni candan içeri / Yolum vardır bu erkandan içeri

Nereye bakar isem dopdolusun / Seni nere koyam benden içeri

Senin aşkın beni benden alıptır / Ne şirin dert bu, dermandan içeri

Beni bende demen, bende değilem / Bir ben vardır bende benden içeri

Ey mülkün maliki Rabbim!

Kur’an, kainatı ve içindekileri sana dayandırıyor. Her fiilin faili, her mahlukun yaratıcısı olarak seni gösteriyor. Hak veriyorum. Ama seni hakkıyla takdir edemiyorum. Kainatı keyfime uygun bir şekilde yarattığını, benim gibi küçük bir varlığa, koca bir evreni, her şeyi ile hizmet ettirdiğini görüyorum, bana ne kadar önem verdiğini anlıyorum. Ancak bu itina ve ihtimam karşısındaki lakaytlığımı, vurdumduymazlığımı anlayamıyorum. Sadece kendi keyfimi düşünüyorum da Senin bana verdiğin değere, nasıl bir karşılık arz edeceğimi düşünemiyorum! Yazık, yazık ki ne yazık!

Vücudumda hangi organa baksam, gerek o organın kendisi, gerek bedenimde en uygun yere konulması, gerek vücudumda gördüğü hizmetler, icra ettiği fonksiyonlar ve gerekse diğer organlarla dayanışma ve yardımlaşma içinde olması sana olan hayretimi, hayranlığımı, aşkımı ve muhabbetimi artırıyor.

Büyük insan denilen kainata ve kainatın içindeki varlıklara, konuldukları yerlere, icra ettikleri hizmetlere bakıyorum. Dünya, 23 derece, 27 dakika eğik bir şekilde kendi çevresinde dönerek saniyede 30 km hızla güneşin etrafında koşuyor. 23 derece 27 dakika eğik olmazsa ve kendi çevresinde dönmezse gece-gündüz oluşmayacak, gecenin istirahatinden, gündüzün maişetinden mahrum kalacağım. Dünya, güneşin etrafında dönmezse mevsimler oluşmayacak, mevsimler oluşmazsa türlü türlü, sayısız nimetler soframıza gelmeyecek. Güneş, dünyamıza 149,5 milyon km uzaklıkta tutulmuş. Bundan biraz uzakta tutulsaydı donacaktık, yakın tutulsaydı yanacaktık.

Ey rahmeti ve nimetleriyle yakınlardan yakın, Zatıyla uzaklardan uzak, yücelerden yüce Rabbim!

Toprağı, havayı, suyu, güneşi, petrolü, benzini, doğalgazı, hayvanları, bitkileri ve tüm evreni benim rahatıma uygun hale getiren hikmetin, rahmetin, kudretin ve kusursuz yönetimin karşısında hayretler ve hayranlıklar içinde kalıyoruz. Doyulmaz bir hayranlıkla Güzel İsimlerinin tecelli ve cilvelerini seyrediyoruz. Sübhanellah, Elhamdülillah, Allahekber diyerek sana olan aşkımızı ilan ediyoruz. Seni hakkıyla takdir edebilmemiz, Seni, Sana yakışır tarzda anmamız için, Seni memnun edecek şükrü Sana takdim edebilmemiz için, Senin istediğin ve razı olduğun bir adam olabilmemiz için Senin bize öğrettiğin ifadelerle Sana yalvarıyor: “Yalnız sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım isteriz.” diyoruz.

Ey sanatında ve icraatında akılları hayrete düşüren Rabbim!

Gelenin gittiği, gidenin gelmediği, yeninin eskidiği, sağlıklıların hastalandığı, gençlerin yaşlandığı, yaşlananların öldüğü bir alemde bulunuyoruz. Bu alemi ne zaman kurdun bilmiyorum. Bildiğim bir şey var: O da bu alemin kuruluş tarihinin bilmeyeceğim derecede eski olmasıdır. Yine bildiğim bir şey var:Bu alemde her şey, yaşlanıyor, yıpranıyor, yoruluyor, uyuyor, ölüyor. Ama sen yıpranmıyorsun, yaşlanmıyorsun, yorulmuyorsun, uyumuyorsun ve ölmüyorsun. Gençsin, dinçsin, bakisin, ezeli ve ebedisin. Değişmeyen tek Hayy ve hayat sahibi Sensin. Sen de bu alemdeki varlıklar gibi bu inkılaplara, bu değişiklere maruz kalsaydın sanatındaki, hikmetindeki, kudretindeki, icraatındaki akıllara durgunluk veren bu intizamı ve mizanı bu güzelliği biz nasıl seyredecektik? Hayret makamının keyfini nasıl yaşayacaktık, tefekkür ve marifetimizi nasıl zenginleştirecektik? Doyulmaz cemalinin cennet tecellilerini, eşsiz kemalinin cilvelerini nasıl temaşa edecektik? Böyle olduğun için de Sana hayretlerimi, hayranlıklarımı, sonsuz hamd ve senalarımı, sonsuz şükür ve şükranlarımı, rüku ve secdelerimi arz ediyorum.

Ben de Sultanüşşüara’nın dediği gibi diyorum:

Şeyh-i Ekber’e göre en büyük makam hayret

Ben de şaşkınlardanım ya Rab sonumu hayret!

Bunları düşünmenin dışında insan ne ile uğraşırsa uğraşsın, neyi düşünürse düşünsün, eğer dünyasında bu düşünceler yoksa, yani Sen yoksan, uğraştığı ve düşündüğü her şey malayanidir. Ne güzel söylemiş Alemlerin Rahmeti: “Kişinin Müslümanlığındaki güzelliği malayaniyi (yani dünya ve ahiretine faydalı olmayacak şeyleri) terk etmesine bağlıdır.”

Aklı başında olan herkes, sabah-akşam, her an, her yerde Seninle olması, Senin onlarla beraber olduğunu bilmesi, Senin aşkınla tutuşup Senin aşkınla yanması, her yerde ve her zaman Seni söylemesi, Seni anlatması gerekirken; Senin hatırın için eliyle-diliyle kimseyi ezmemesi ve üzmemesi lazım gelirken ne yazık ki bunu da beceremiyoruz. Affına, lütfuna sığınıyoruz. Senden, Sana sığınıyoruz.

Sensiz geçen dakikalarımdan, Senin rızana ve Habib’inin güzel ahlakına uygun olmayan davranışlarımdan, bunları her an düşünemeyişimden, Seni ve Senin dostlarını incitenlerin çirkin hallerinden, dillerinden utanıyorum.

Ey yüce Sultanım! Sen, bizim noksan bakışlarımızdan, lakaytlıklarımızdan münezzehsin, uzaksın. Kur’an’da bize öğrettiğin, “Sübhanellahi amma yesıfun, sübhanellahı amma yüşrikun.” cümlelerini söylüyor, bu yanlış vasf etmelerden, bu yanlış bakışlardan, müşriklerin şirklerinden, fasıkların fıskından seni tenzih ediyorum.

Ey Yüce Sultanım! Sen, Senin hakkını takdir etmeyen ve edemeyen bizim gibi sefillerin yarım yamalak namazlarına, yırtık-pırtık oruçlarına, minnet ve başa kakmalarla dolu zekatlarına, dostlar pazarda görsün kabilinden anışlarına, inanışlarına değil; Sen Habib-i Edib’inin ve ona benzer kullarının ibadetlerine, her yerde ve her an zikir, fikir, şükür ve teşekkürlerine layıksın. Sen, ancak Senin Seni andığın, övdüğün gibi anılmaya, övülmeye layıksın.

Ey benim Yüce Sultanım!

Hayretimi ve Sana olan hayranlığımı artıran hususlardan biri de şudur: Bunca isyana, tuğyana, tağutlara ve tağutluklara, despotlara ve despot icraatlara rağmen, emirlerinin ve yasaklarının kale alınmamasına rağmen, Lut kavmini, Ad kavmini, Semud kavmini aratmayacak davranışların sergilenmesine rağmen, Seni seven kullarına yapılan saldırılara rağmen sabrediyorsun!

Kulların seni tanımıyor, namaz kılmıyor ve sabah namazına kalkmıyorlar diye, oruç tutmuyorlar diye, zekat vermiyorlar diye tepelerine vurmuyorsun, hemen cezalarını vermiyorsun. Nizam ve intizam içinde kainatı yönetmeye, nimetlerini akıtmaya devam ediyorsun! Ne kadar sabırlısın, ne kadar halimsin, ne kadar merhametlisin!

Büyük insan olan kainatı, küçük kainat olan beni, bir an bile olsa gözetimsiz, denetimsiz, yönetimsiz, eğitimsiz bırakmıyorsun. Bizim rahatımız için her şeyi düşünmüş, her türlü tedbiri almışsın. Sana hayran ve aşık olmamak, Senden utanmamak, Senin için hayret ve muhabbet secdelerine kapanmamak mümkün değil! Gafillerin dışında kainattaki her şey, Seni anıyor, Seni anlatıyor, Seni övüyor, Senin aşkınla dönüyor, Senin aşkınla yanıyor, Senin aşkınla yatıyor, Senin aşkınla kalkıyor. Bunların hürmetine, Senden gafil kullar da yoluna devam ediyor. Bizi bu gaflet uykusundan musibetinle değil, nasihat ve rahmetinle uyandır Ya Rabbi!

Biz, bütün bir kainat senin hakkın olan hamdi sana takdim edemesek te Habib’inin (sav) dediği gibi: Sen, ancak Senin hamdine ve övgüne layıksın! Biz seni Senin hamdinle övüyoruz. Bu mübarek Ramazan ayında, bizi zalim olmaktan ve zalimlere meyletmekten korumanı, bizi kabul etmeni,  hiç bir zaman bizi Sensiz bırakmamanı Senden niyaz ve istirham ediyoruz Ya Rabbi!

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Urfa Göbeklitepehaber,Urfa Haber,Şanlıurfa Haber
© Copyright 2013 gobeklitepehaber.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi