bodrum escort Bedava porno izle Didim Escort Bayan Fethiye Escort Kızlar Sakarya Escort Bayan

PROF.DR.SADETTİN ÖKTEN’İN MEDENİYET TASAVVURU’NA BİR BAKIŞ


Bu makale 2015-06-24 11:46:13 eklenmiş ve 1020 kez görüntülenmiştir.
EBRU SUBAŞI

Prof.Dr. Sadettin Ökten eski İstanbul’un yetiştirdiği günümüzde hayatta olan ender entelektüellerdendir.Kendisi yüksek inşaat mühendisi olmasına rağmen şehir ve medeniyet kavramlarına ciddi anlamda sahip çıkmakta ve bu iki kavramın birbiriyle bağını bizlere en güzel şekilde sunmaktadır. Bu iki kavramı vurgularken şöyle dile getirmektedir Ökten:

“Şehir bir medeniyetin dış dünyaya akseden en mühim ve karmaşık eseridir. Bir şehre girdiğimiz, incelediğimiz ve çözümlediğimiz zaman o şehri inşa eden veya şehirde yaşayan toplumun medeniyet tasavvurunu anlamak mümkün olur.”

Medeniyet tasavvurunu açıklarken onun bir değerler sisteminden meydana geldiğini bunun da toplumdan topluma değiştiğini, toplumlarda da hiyerarşik bir yapıya sahip olduğunu söyleyen Ökten, “İnsan varlığı bir değerler sistemi olmadan hayatı anlamlandıramıyor. Değerler sisteminin içeriği tartışılabilir, işte buna medeniyet tasavvuru diyoruz.” diyor. Eğer bir değerler sistemi şayet tüm toplumda benimsenirse ve ortak bir alan oluşturursa o zaman o toplumun medeniyet tasavvuru haline gelir. Medeniyet tasavvuruna iki boyuttan bakmak gerekir bunlardan biri bu tasavvurun aklen bilinmesi yani dimağda fehmedilmesi diğeri ise bu tasavvura inanılması.Böyle olduğu zaman duygular akıl ve içgüdüler bu doğrultuda çalışır ve bu kavram artık tamamen bireye işler.

Medeniyet tasavvurunun hayat bulduğu, kendini tamamen hayata geçirdiği yerler şehirlerdir. Çünkü şehirler kendisinde var olan soyut değerleri dış mekana yansıtarak,mimariye işleyerek, o değerlerde bir insan tipi yetiştirerek somutlaştırır. islam medeniyeti, Batı medeniyeti, Antik Yunan medeniyeti, Osmanlı medeniyeti bu aşamalardan geçerek bir medeniyet tasavvuru oluşturmuştur. Varolan bir gerçek de şudur ki her ne kadar Batı akılla bir medeniyet kurulacağını düşünse de bunun mümkün olmadığını ve ya bu tasavvurun eksik kaldığını görmüştür.İslam medeniyeti ve bunun bir uzantısı olan Osmanlı medeniyeti sadece akılla kurulan medeniyetler değildir. Vahyi kültürüne sahip olan bu milletler değerler sisteminde maneviyata önemli bir yer bırakmıştır. Osmanlı medeniyetini hala ayakta tutmaya çalışan İstanbul bize bunu göstermektedir. Yeditepede göğe doğru uzayıp giden minareler İslam medeniyetinin hayat bulduğu en güzel mimarilerdir.Henüz teknoloji bulaşmayan bu mimari eserler hem maddi hem de mimari yönden Osmanlı medeniyetini gözler önüne sermektedir.

Medeniyetlerin oluşmasından sonra oluşan bir sorun vardır ki bu da kurulan medeniyetin sonrasında sadece taklit ve tekrar edilmesi. Bugün bunu İslam medeniyetinde görmek mümkün. asırlar önce kurulan medeniyet şehirlerini koruyarak,restore ederek medeniyet kurmak imkansızdır. Ancak halklar var olan teknolojisiyle ve manevi değerleriyle soyut ve somut kalıntılar bırakırsa medeniyet sahibi olur. Bugün yeniden bir medeniyet inşa edebilir miyiz diye sorulduğunda Prof.Dr. Ökten şu örneği vererek medeniyet kurmak için yanlış yolda olduğumuzu gösteriyor.

“Büyüklerim bana bir takım değerler öğrettiler onların hepsi o zamanlar hayattaydılar. Ama öğretirken kitaptan değil yaşayarak yaptılar bunu.çok önemli bir şey bu. Şimdi ise bizim insanımız kitaptan haydi onu da geçtim bilgisayardan Peygamberi öğretmek istiyor. Ben buna külliyen karşı çıkıyorum. Yaşamadan bir şey öğretemezsiniz insanlara,sizin üzerinizde görünmesi lazım.O kitabi bilgi oluyor; ben öyle adamlar gördüm ki adamlar matematiği yaşıyorlardı.”

Anlamamız gereken şey şu ki bir medeniyet ancak kişilerde hayat bulan değerler sayesinde oluşabilir. yoksa eğreti durur ve zamanla manasını kaybeder ya da yok olur gider. Şimdi ki nesili eleştirirken eskiyi kale almadıklarını ve bunun için de bir hissiyatın oluşması ve belli bir çabanın ortaya çıkması gerektiğini dile getiren Ökten bu yüzden medeniyet kavramınınn tam olarak modern müslümanlarda hayat bulmadığını söylüyor.

Değerler sistemi girdilere ve çıktılara sahiptir. girdilerden kasıt inançlardır. çıktılar ise kültürler. İnançlar toplumdan topluma değişiyor. bu değişen inançlar her bir toplum üzerinde ayrı bir sistem oluşturuyor ve ayrı bir kültür oluşturuyor.

Bugün bir medeniyet tasavvurunu hayata geçirmek için öncelikle medeniyeti içselleştiren bir alt katmanın yani kitleyi yönlendiren bir grubun var olması gerekektedir. entellektüeller bu bayrağı günümüzde taşıyabilecek en önemli kitlelerdir. çünkü toplumun tamamı bir yenilik üzerinde ve ya bir fikir üzerinde mütabakat edemez. fakat toplumun ileri gelenleri bunlar üzerinde yorumlar yaparak insanlara anlaşılması gereken noktaları vurgulayarak içselleştirilebilir.

Şuan toplulumuz medeniyet tasavvurunu moderniteyle bağdaştırarak Batı’ya yetişme çabası içerisine girmektedir. Evet modernite toplumun kilit noktalarındandır fakat doğru okuyabilmek gerekmektedir. Yoksa medeniyeti gökdelenler inşa ederek göklerde arayan bir toplum olmaktan kurtulamayız. Fakat Batı’nın realitesiyle,sahip olduğumuz maneviyatı sentezleyip ortaya 21.yüzyıl medeniyet tasavvuru çıkarabiliriz. Ancak bu sistematik blgilerden ve bu bilgilerden alınması gereken sonuçlardan geçer. Çünkü medeniyet bir toplumun k,imliğidir. İnşa ettiklerimiz eğer değerler sistemimizi yansıtmıyorsa burada büyük bir hata vardır.

İslam tasavvuru deyince tasavvufta önemli bir yer kaplamaktadır. bu konuda Ökten şunları söylüyor. “sanat,başlangıçta zannatle başlar.Temrin yaptırır. Hocanız size kendi rengini ve esprisini giydirir. Onun verdiği temrinleri yaparsınız ve icazetini alırsınız. Eğer siz hala bir yerlere doğru yürümek istiyorsanız; İsmail Dede Efendi gibi veya Fuzuli, Galip gibi; o yürüyeceğiniz yerler Cemal bahçeleridir. Cemal bahçelerine girdiğiniz zaman o Cemal bahçelerindeki rehberler şeyhlerdir. Onun için bir sanatkarın halinden en iyi şeyhler anlıyorlar." Şeyhin elinin altında yetişen Cemal bahçelerinde gezen sanatkar dönüp geldiğinde ruhuna işleyen ilahi mesajla eser vermeye başlar. bir şiir, bir resim, bir şarkı belki de… İşte bu şekilde tasavvuf medeniyete sirayet eder. Yani ilahi mesajın kazandırdığı bakışla  topluma bakabilmek ve izler bırakabilmek.

Önemli olan diğer bir olayda Ökten’in örnek verdiği Van Gogh gibi devrine ve zamanına oynamamak.Van Gogh yaşadığı zaman anlaşılmayan ölümünden sonra keşfedilen adamlardan. Fakat bu durum onun sanatına etki etmiş midir? Hayır. O yine üretmeye devam etmiştir.Çünkü o yaşadığı hayatın sanatını yapmış ve içinde kopan fırtınaları resmetmiştir. işte bizlerde bu şekilde ancak geleceğe birşeyler bırabiliriz. Önce İslam medeniyetini yaşar ardından eserler verir ve bu medeniyet tasavvurunu ete kemiğe büründürtebiliriz. Yoksa kitabi bilgilerle sadece teori medeniyeti oluşturabiliriz.

Prof.Dr. Sadettin Ökten’in sahip olduğu  medeniyet tasavvuru ve şehircilik anlayışı bize göstermektedir ki medeniyetlerin vitrini şehirlerdir. İstanbul gibi,Bağdat gibi,Atina gibi… Bu nedenle öncelikle bir medeniyet oluşturma bilincine sahip olmamız gerekiyor ardından bunu bir şehir üzerine nakşetmek… medeniyei oluşturmak için de sahip olduğumuz değerleri içselleştirmemiz ve hal ve hareketlerimize aksettirmemiz gerekmektedir. Ancak bu şekilde tam olarak bize ait olan bir medeniyet inşa edebiliriz. 

                                                                                                  Ebru Subaşı     

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Urfa Göbeklitepehaber,Urfa Haber,Şanlıurfa Haber
© Copyright 2013 gobeklitepehaber.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi