bodrum escort Bedava porno izle Didim Escort Bayan Fethiye Escort Kızlar Sakarya Escort Bayan

Safiye İnci’den çıkarttığım dersler


Bu makale 2018-07-25 17:44:01 eklenmiş ve 4254 kez görüntülenmiştir.
Ömer Çelebi

Geçen hafta Türkiye yine sansasyonel bir haberle çalkalandı.
Safiye İnci, Anıtkabir’de çektiği videoda Atatürk’e hakaret ettiği gerekçesiyle tutuklandı.
Ve savunmasında; ‘Yaptığım konuşmanın suç olduğunu bilmiyorum’ diye savunma yapmıştı.
Tabi olay sosyal medyada yankılanınca ister istemez kamuoyu baskısıyla adalet mercilerimiz müdahale ederek kanunlar çerçevesinde sanığa yaptığı suçtan dolayı cezasını verdiler.
Evet, devletimizin Menderes döneminde yani bugün 25 Temmuz 1951 tarihinde çıkardığı 5816 sayılı kanuna göre ‘Atatürk’e hakaret’ suçtur.
Buradan ilan edelim.
Kanun aynen şöyle diyor:
“Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Atatürk'ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk'ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir. Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçları işlemeye başkalarını teşvik eden kimse asıl fail gibi cezalandırılır.”
Her ne kadar kanunda Atatürk’e söven bir kimsenin suçlu olduğu beyan edilse de bir Müslüman’ın husussan bir başörtülü hanımefendinin ağzında o kelimelerin çıkması hiç de şık değil.
Yani Safiye İnci’nin ‘Ben hakaret etmenin suç olduğunu bilmiyordum’ savunması İslamî perspektiften makul bir gerekçe değil, olamaz da…
Zaten bir Müslüman için bu üslup beşeri kanunlar olmasa bile uygunsuzdur.
Ancak politik hayatımızda Atatürkçüler ile Muhafazakârlar arasında bir asırdır süre gelen Atatürk tartışmaları toplum tabanına da sirayet ediyor.
Temel problem bir insana sevgi duymanın kanunla mümkün olamayacağıdır. Kahramanlığını ve yaptığı eserleri objektif olarak topluma anlatmadan, Atatürk’ü bir var oluş ve başkasını tehdit unsuru olarak gören sözde Atatürkçülerin tavırları ve yaptığı işlerdir.
Atatürkçülerin ya da Atatürk’e sevgi duyanların yapacağı öncelikli iş; ‘Ben Atatürk’ü seviyorum, sizin de sevmenizi isterim’ yaklaşımı olmalı.
Neyse
Konuyu dağıtmadan asıl temayı Safiye İnci meselesine getirmek istiyorum.
Tartışmaların temelinde Safiye İnci’nin başörtülü olması yatıyor.
Başörtülü olmasa belki bu kadar efkâr-ı umumiyenin dikkatini çekmeyecek ve meczuptur diyerek kendi haline bırakacaktık.
O yüzden bu meseleyi Başkan Erdoğan’ı ve oluşturduğu temel ilkeleri kendi içerisinde vurmak isteyen bir güruhun sinsi bir planı olarak değerlendirmek yanlış olmasa gerek.
Evet, başörtü hem İslam’ı hem de yıllarca zulüm gören bir uygulamayı sona erdiren Erdoğan’ı temsil ediyor, bir bakıma…
Başörtüsü deyince 28 Şubat ve post modern Türkiye akla geliyor.
Zulüm zindanlarında çürüyen gencecik fidanlar, yıkılan aile hayatları, çekilen ızdıraplar geliyor.
Başörtüsü hem İslam’ın hem de toplumun namus-u ekberidir.
Yıllarca canı pahasına verilen mücadelenin neticesinde özgürlük tohumlarının sümbülleşmesidir.
Peki, bunca çekilen zulüm ve eziyetler karşısında başörtülü vatandaşlarımızın toplumda giderek dünyevileşen ve maksadının aşan hal ve hareketleri sizin de dikkatiniz çekiyor mu?
Ben Safiye İnci meselesinde çok şey öğrendim.
Mesela toplumda bir ağırlığı ve manevî bir duruşu olan 28 Şubat mağduru başörtülüler ile yeni nesil başörtülüler arasındaki makas giderek açılıyor.
Tüketen, sekülerizmin esareti altına giren, modayı modacılardan daha çok takip eden, dindarlık ve muhafazakârlık yönünden ‘temsiliyet’ olgusunu yitiren yeni bir tesettür dünyası oluşuyor.
Nikâhsız sevgilisi ile sokak ortasında sarmaş dolaş gezen, kafelerde püfür püfür sigara içen, nargile tüttüren çokça örtülüleri görürsünüz artık.
Toplu taşıt araçlarında yüksek sesle kahkaha atan, dikkat çekmek için her yolu mubah gören kısacası 28 Şubat döneminde mağdur başörtülülerde hiç rastlamadığımız bir tesettür dünyası yeşerdi ülkemizde.
Statlarda penaltıyı vermeyen hakeme ana avrat söven, el kol hareketi yapan yeni nesil başörtüler azımsanmayacak kadar az değiller.
Evrime inanmam ama değil milyon yıllık fosillerin evrimleşmesi 20 yıl gibi kısa bir sürede bir bakıma evrim geçirdiler.
Hem başörtüsü takıp hem de yırtık kot giyen birine, ‘bu giyim tarzınız İslamî rükünlere uygun değil’ deme cesaretini sakın ha göstermeyin!
Çünkü bir ton azar yiyeceğinizi, ülkenin özgür bir ülke olduğunu, kimsenin kimseye ne giymesi noktasında tahakküm edemeyeceği gibi pespaye lafları işiteceksiniz.
Hiç boşuna ben 28 Şubat’ta başörtüsü yasağının kalkması için bu kadar eziyet gördüm, işkence gördüm deyip kızcağıza duygu sömürüsü yapmayın.
Nafile.
Yani Safiye İnci meselesinde öğrendik ki başörtülüler istedikleri gibi davranır, istedikleri gibi söver, istediği gibi sevgili ile flört de eder.
Buna kimse mani olamaz (kanunlar dışında).
Kısaca giderek ‘muhafazakâr-feminist’ bir nesil yetişiyor.
Ama korkarım ki aile hayatında dindarlığı pasifize eden, bencil ve egoist, dünyevî maksatla hayatını idame eden, eğlence ve moda kültürüne mahkûm, ideolojik fukara olan başörtülü dünyası bizi bekliyor.
Daha çok şey öğrendim lâkin bu kadarı şimdilik kâfi ve vafi…
Ömer Çelebi Mühendis-Yazar Twitter: https://twitter.com/omercelebiresmi
25.07.2018
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Urfa Göbeklitepehaber,Urfa Haber,Şanlıurfa Haber
© Copyright 2013 gobeklitepehaber.com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi