Göbeklitepehaber.com
HV
01 ARALIK Perşembe 02:55
Advert

Mazlumder'den dezenformasyon yasası çıkışı: Özgürlükleri kısıtlayacak yasadan geri dönün

Mazlumder TBMM Genel Kurulu'nda 14 maddesi kabul edilen 'Dezenformasyon yasası' ile ilgili açıklama yaptı. Teklifin en çok tartışılan 29. maddesine dikkat çeken açıklamada “'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' başlıklı yeni bir suç ihdas edilmektedir” denildi. “Kanun teklifi olarak meclise sunulan yeni suç düzenlemesi, düşünce ve ifade özgürlüğünün, temel hak ve hürriyetlerin hukuka aykırı şekilde kısıtlanmasına neden olacak niteliktedir. Yasadan geri dönülmelidir” vurgusu yapıldı.

GÜNDEM
Giriş Tarihi : 13-10-2022 07:20   Güncelleme : 13-10-2022 10:22
Mazlumder'den dezenformasyon yasası çıkışı: Özgürlükleri kısıtlayacak yasadan geri dönün

 

Mazlumder TBMM Genel Kurulu'nda 14 maddesi kabul edilen 'Dezenformasyon yasası' ile ilgili açıklama yaptı. Teklifin en çok tartışılan 29. maddesine dikkat çeken açıklamada, yasanın temel hak ve hürriyetlerin hukuka aykırı bir şekilde kısıtlanmasının yolunu açacağı vurgulandı.

Mazlumder'in yazılı açıklamasında şu ifadeler kullanıldı:

“Görüşmeleri devam eden kanun teklifinin 29 uncu maddesiyle, kamuoyunda yaygınca 'dezenformasyon yasası', 'yalan haber yasası' veya 'sansür yasası' olarak anılan, 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' başlıklı yeni bir suç ihdas edilmektedir. Anılan suç kanun teklifinin diğer maddelerinde basın kartı kullanımından mahrum bırakma, sosyal medya platformlarına idari ve adli kısıtlamalar getirilmesi, kimlik bilgilerinin elde edilmesi gibi cezai ve idari yaptırımlar ile koruma tedbirlerinin dayanağı olarak yer almaktadır.

“OTOSANSÜR YARGI VE YÖNETİM ZEMİNİNDE MÜMKÜN OLACAK”

Öncelikle belirtilmelidir ki düşünce ve inanç özgürlüğünün temeli, farklı düşünce ve inançların serbestçe yayılabilmesini sağlayan ifade özgürlüğüdür. İfade özgürlüğü ise anayasal ve kanuni kısıtlayıcı hükümlerin muğlak ve belirsiz olmadığı, bu sayede kişilerin ifadelerinde sansür ve otosansüre tabi olma ihtiyacı hissetmediği bir toplum, yargı ve yönetim zemininde mümkün olacaktır.

Kanun teklifi olarak meclise sunulan yeni suç düzenlemesi, suçun saiki, suçun konusu ve suçun hareketi bakımından belirsiz, fiilin hukuki vasıflanmasında yetersiz olmakla birlikte düşünce ve ifade özgürlüğünün, temel hak ve hürriyetlerin hukuka aykırı şekilde kısıtlanmasına neden olacak niteliktedir.

“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE AYKIRI VE HUKUKİ BELİRLİLİK HAKKINI ZEDELEYİCİ”

Kanunda 'gerçeğe aykırı bilgi' şeklinde tanımlanan suçun konusu, suçun konusu olan bilginin ilgili olmasının şart olduğu 'ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı', suçun hareket unsuru olan bilgiyi 'kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayma', failde aranan 'Sırf halk arasında endişe, korku ve panik yaratma saiki' gibi unsurlar anılan çerçevede düşünce ve ifade özgürlüğüne aykırı ve hukuki belirlilik hakkını zedeleyici mahiyettedir.

Diğer yandan kanunda kullanılan unsurların tanımlarının yapılamaması, içeriğinde bulunan kavramların muğlaklığı, fiilin kendisinin ve taşıması gereken şartların belirsizliği geniş kitlelerin haklarını kullanırken suç şüphelisi haline gelmesine neden olacak biçimdedir.

“KİTLE İLETİŞİM ÖZGÜRLÜĞÜNE DE AYKIRI”

Üstelik suçun işlenmesinden doğan şüphe üzerine yürütülecek soruşturma sürecinde adli ve idari mercilere verilen koruma tedbiri kararı ve yaptırım yetkileri kişisel bir suçtan ötürü tüm toplumun haklarına halel getirecek niteliktedir.

Kanun teklifine göre bu sınırları belirsiz mahiyetteki suçun işlendiği şüphesi üzerine sosyal medya hesabı sahibi tek bir kişinin kimlik bilgileri sosyal medya platformundan istenir ve bu bilgi platform tarafından verilmezse, sosyal medya platformunun internet bant genişliklerinin yüzde doksan oranında düşürülmesi, yani tüm toplumun yararlandığı bir platformun neredeyse tamamen kullanılmaz hale getirilmesi söz konusu olacaktır.

Bu yönüyle kanun teklifi sadece ifade özgürlüğü gibi kişisel hakların değil, tüm toplumun yararlandığı kitle iletişim özgürlüğüne de aykırı sonuçlar doğurmaktadır.

Bu nedenlerle MAZLUMDER olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülen düşünce ve ifade özgürlüğüne ve kitle iletişim özgürlüğüne aykırı ağır sonuçlar doğuracak kanuni düzenlemeden geri dönülmesi çağrısında bulunuyoruz.”

ABDÜLHAMİT DERMANABDÜLHAMİT DERMAN

YORUMLAR