
Son günlerde Maraş ve Urfa’dan gelen haberler, ülke olarak hepimizi derinden sarstı. İki ayrı ilde, iki genç, okullara silahla girerek öğretmenlerimizi ve öğrencilerimizi şehit etti, çok sayıda kişiyi de yaraladı. Bu bir kavga veya tartışma değildi; doğrudan bir silahlı saldırıydı. Peki böyle bir canavarlaşma nasıl ortaya çıktı? Bu soru üzerinde durmak gerekiyor.
Televizyon ekranlarında silah, sıradan bir sorun çözme aracı olarak sunuluyor. Dizilerdeki anti-kahramanların tetik çekmesi, şiddeti adeta eğlencenin bir parçası haline getiriyor. Bilgisayar oyunlarında ise durum daha vahim. Strateji ve beceri kazandıran oyunları bir kenara bırakırsak, en popüler yapımların çoğu gençleri sanal birer tetikçiye dönüştürüyor. Saatlerce sanal ortamda insanları hedef alan bir genç, ekranı kapattığında gerçek dünyada da en kolay çözüm aracı olarak silaha yöneliyor. Bu noktada bireysel silahlanmanın yaygınlığı ayrı bir tehdit; ruhsatlı ya da ruhsatsız bir silaha ulaşmak, maalesef helal bir lokma bulmaktan daha kolay hale gelmiş durumda.
Sadece gençler değil, aileler de büyük bir belanın içinde. Sanal bahis, yalnızca bireyleri değil, evleri, yuvaları da yıkıyor. Kazandığı parayı kaybeden bir baba, evine ekmek götüremez hale geliyor. O evde huzur kalmıyor, çocuklar gülmüyor. Bu da şiddetin görünmeyen ama bir o kadar yıkıcı bir yüzü.
Peki çözüm nerede? Öncelikle belirtmek gerekir ki, kültürümüzden, maneviyatımızdan ve İslami değerlerimizden uzaklaşan gençliğimiz için bir çare bulmak zorundayız. Helal-haram hassasiyeti zayıfladığında, "Bir cana kıymak tüm insanlığa kıymak gibidir" bilinci oturmadığında, bir genç için başkasının canına kıymak, bir oyundaki karakteri silmekten farksızlaşıyor. Namazı, orucu, ahlakı ve Allah korkusu olmayan bir gönül, en küçük bir öfke anında bile başkasının canına kıyabiliyor.
Okullardaki güvenlik zaafiyeti de ayrı bir başlık. Kameralar, rehberlik hizmetleri, girişlerdeki dedektörler ve güvenlik personeli konularını iyileştirmek şart. Ancak asıl mesele, eğitim sistemimizin değerler eğitimiyle yeniden güçlendirilmesidir. Gençleri sanal dünyanın insanlıktan uzaklaştıran akışından kurtarmanın yolu, onlara gerçek hayatta sahip çıkmak, güven vermek ve manevi bir iklim inşa etmekten geçiyor.
Maraş ve Urfa’da şehit olan öğretmenlerimize ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Sanal dünyada tetiğe doyan, sanal bahisle evi yıkılan gençlerimiz ve ailelerimiz için artık bir dur deme zamanıdır. Dijital şiddeti beslemekten vazgeçip, manevi iklimi diriltmek zorundayız. Unutmayalım: Bir gencin kalbine Allah korkusunu, bir ailenin ocağına huzuru yerleştirmek, bir ömür boyu onların elinden silahı veya kumarı alıp atmaktan çok daha kalıcı bir çözümdür.