
Şu acı gerçekle başlamalıyım: Sadece son iki haftada Urfa'da iki kişi daha bu bataklığa yenik düşerek hayatlarına son verdi. İkisi de borç batağında çırpınan, çıkış yolu bulamayan ve en sonunda intiharı tek kurtuluş olarak gören hemşehrilerimizdi Bu trajedi, sanal bahis belasının ulaştığı vahim boyutu gözler önüne seriyor.
Bir genç düşünün. Üniversitede okuyor, belki bir işte çalışıyor, ailesinin gözünde parlak bir gelecek vaat ediyor. Sonra bir gün sosyal medyada gördüğü reklamla kolay para kazanma hayaline kapılıyor. İlk denemelerde küçük kazançlar, ardından kayıplar, sonra daha büyük kayıplar... Derken borç batağı, yalanlar, utanç ve nihayetinde o korkunç düşünce: Artık çıkış yok. İntihar tek kurtuluş.
Urfa'da son dönemde yaşanan bu iki intihar vakası, sistemin nasıl işlediğini acı bir şekilde gösteriyor. zannımca ikiside borç batağındaydı. İkisi de aynı karanlık yolu seçti.
Sanal bahis siteleri özellikle gençleri hedef alan pazarlama stratejileriyle avlıyor. Ücretsiz bonus, kaybettiğini geri al, şansını dene gibi cazip sloganlarla başlayan süreç birkaç tıkla bağımlılığa dönüşüyor. Genç ilk başta kontrolün kendisinde olduğunu sanıyor. Oysa sistem onun kaybetme psikolojisine alışmasını sağlıyor.
Küçük kazançlarla başlayan süreç, bir süre sonra büyük kayıplara dönüşüyor. Kayıplarını telafi etmek isteyen genç kredi çekiyor, arkadaşlarından borç alıyor. Bir süre sonra borçlar ödenemez hale geliyor. Aileye yalanlar söyleniyor. Telefon faturası arttı, okul masrafı çıktı gibi bahanelerle para isteniyor. Arkadaşlardan borç alınıyor. Bankaların peşine düşmesiyle birlikte kredi kartları tıkanıyor, krediler ödenemiyor, icra kapıya dayanıyor.
İşte tam bu noktada genç için dünya yıkılıyor. Ailesinin güvenini kaybediyor. Arkadaşları ondan uzaklaşıyor. Sosyal medyada borçlu olarak damgalanıyor. Kendine olan saygısını yitiriyor. Psikolojik çöküş yaşayan genç artık tek bir çıkış yolu görüyor: İntihar.
Utanç duyuyor. Ailemin yüzüne nasıl bakacağım diye düşünüyor. Çaresiz hissediyor. Borçlarını asla ödeyemeyeceğini düşünüyor. Yalnız kalıyor. Kimsenin kendisine yardım etmeyeceğine inanıyor. Bağımlılık girdabında debeleniyor. Bir kurtulsam bir daha asla oynamayacağım diyor ama kurtuluş olmadığını düşünüyor.
Geçen yıl 22 yaşındaki bir üniversite öğrencisi 150 bin lira borcu olduğu için kendini bir otel odasında asarak intihar etti. Ardında bıraktığı notta şunlar yazıyordu: Anneciğim babacığım sizi mahcup ettim. Borçlarımı ödeyemeyeceğim. Beni affedin.
Gençlerin intiharı bir çözüm olarak görmesinin önüne geçmek için acil adımlar atılmalı. Birey olarak ilk adım ben bağımlıyım diyebilmektir. Aileden yardım istemek gerekir. Utanç bir kenara bırakılmalı, dürüstçe konuşulmalıdır. Profesyonel destek alınmalıdır. Kumar bağımlılığı tedavi edilebilir bir hastalıktır.
Toplumsal olarak sanal bahis reklamları yasaklanmalıdır. Sosyal medya ve televizyonlar bu zehri pompalamaktan vazgeçmelidir. Kumar sitelerine erişim engellenmelidir. Devlet bu siteleri bloke etmelidir. Gençlere finansal okuryazarlık eğitimi verilmelidir. Kolay para diye bir şey olmadığı öğretilmelidir.
Urfa'daki bu son iki vaka, durumun aciliyetini gösteriyor. Her intihar bir aileyi yok ediyor, bir mahalleyi yasa boğuyor. Genç kardeşim eğer bu yazıyı okuyorsan ve kendini bu bataklıkta hissediyorsan şunu bil: Sen yalnız değilsin. Borçlar ödenir, güven geri kazanılır ama hayat asla geri gelmez. İntihar bir çözüm değil bir kaçıştır. Ayağa kalk. Yardım iste. Çünkü senin hayatın bir bahis sitesinin kârından çok daha değerlidir.
Abdülhamit Derman