ÇANAKKALE BİR ÜMMETİN DESTANIDIR

HAMİT DERMAN

18-03-2026 15:52

 

​Yıllar önce üniversitede okurken bir okul gezisiyle Çanakkale’ye gitmiştim. Savaşın geçtiği yerleri görmek için sabırsızlanıyordum. Nihayet Çanakkale’ye vardık. Savaşın yaşandığı yerleri görünce içimi büyük bir hüzün kapladı. O an kendimi savaşın yaşandığı anlarda hayal etmeye çalıştım. Çanakkale Savaşı bir ölüm kalım savaşıydı; bu savaş bir milletin değil, bir ümmetin savaşıydı. Bu savaş, kardeşliğin ve vefanın en üst düzeyde yaşandığı bir destandı.

​Evet, bu savaş bir kardeşlik destanıydı. Bu cephede Türk, Arap, Kürt, Boşnak ve Arnavut omuz omuza savaştı. Birçoğu şehit düştü. Bunu şehitliğe vardığımızda daha net bir şekilde görmüştük.

​Şehitlikte; Urfa, Edirne, Diyarbakır, Şam, Belgrad, Sancak, Yemen ve Osmanlı Devleti’nin o dönem hakimiyetinde olan bütün memleketlerden şehitler vardı. Bu durum, savaşın ne kadar önemli olduğunu; bir milletin değil, bir ümmetin savaşı olduğunu gösteriyordu.

​Savaşın vehametini anlatan çok ilginç detaylarla karşılaştık. Beni en çok etkileyen şey, müzede gördüğüm iç içe geçmiş kurşunlardı. Bu kurşunların havada birbiriyle çarpışması, savaşın ne kadar şiddetli olduğunu göstermesi açısından çok önemli bir örnektir. Başka bir örnek ise "Kanlı Sırt" denen tepeydi. Kitabelerde yazdığına göre, bu bölgede o kadar çok kan akmıştır ki, tepede yıllarca ot bitmemiştir.

​Bu savaşın acı bir yönü de Osmanlı Devleti'nin yetişmiş (eğitimli) insan gücünün büyük bir kısmını kaybetmesidir. Öğretmeni, üniversite hocası, müderrisi, tekke dervişi ve talebesiyle "İrfan Ordusu"nun seçkin temsilcileri Çanakkale’de savaşmış ve vatana olan borçlarını ziyadesiyle ödemişlerdir.

​Tarihçi İsmail Çolak’ın “Okuldan Çanakkale’ye: Mahşerin İrfan Ordusu” kitabında yer alan "Vefalı" Öğretmen Ahmet Rıfkı’nın hikâyesi buna güzel bir örnektir:

​İstanbul Vefa Lisesi’nde Fransızca öğretmeni olan Ahmet Rıfkı, 30 yaşlarındaydı. 1915 Mayısında okula girdiğinde koridorlarda ağır bir sessizlik vardı. Sınıfa girdiğinde öğrenciler onu "ölü sessizliğiyle" karşıladı. Çocuklar başlarını öne eğmiş, adeta heykelleşmişlerdi. Ahmet Rıfkı selam verdiğinde ayağa kalkıp cevap bile vermediler.

​Rıfkı Bey, bu duruma çok sarsıldı ve "Rica ediyorum, lütfen biriniz konuşun!" dedi. Arka sıralardan Ömer ayağa kalktı: "Muallim Bey, okulumuzdaki ağabeylerimiz Çanakkale’ye gönüllü gittiler. Siz ise hâlâ buradasınız! Biz de gitmek isteriz ama yaşımız tutmuyor!"

​Muallim Rıfkı, beklemediği bu sözler karşısında sarsılarak: "Sevgili yavrularım, sizlere millî ve medenî terbiyeyi veremiyor muyum?" diye sordu. Ön sırada oturan Avni ise şu tarihi soruyu sordu: "Muallim Bey, sevgili İstanbul elden giderse, sizin verdiğiniz eğitim ne işe yarar?"

 

​Bu sözler üzerine Ahmet Rıfkı dilekçesini verdi, annesiyle helalleşti ve kısa bir eğitimin ardından Çanakkale yollarına düştü. 19 Aralık günü bir düşman mayınına basarak şehitlik mertebesine ulaştı. O şimdi Sarı Bayır’da huzur içinde yatıyor.

​Bu savaşta 250 bin insanımızı kaybettik, birkaç misli de gazi oldu. Çanakkale, imanın tekniğe meydan okuduğu, bir milletin küllerinden doğduğu yerdir. Dünyanın en güçlü orduları karşısında milletimiz, "Ölürsem şehit, kalırsam gazi" düşüncesiyle muzaffer olmuştur.

DİĞER YAZILARI Kıymeti Kaybettikten Sonra Anlamak 01-01-1970 03:00 Şanlıurfa'da Gençleri Anlamak 01-01-1970 03:00 Affetmek Manevi Yüklerden Kurtulmaktır 01-01-1970 03:00 HER ŞEY SİYASET DEĞİL ! 01-01-1970 03:00 Yılların Sessiz Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Ramazan Urfa’da Yaşanır 01-01-1970 03:00 Zamanın Durduğu Uzun Gece 6 Şubat 01-01-1970 03:00 Bilgimiz Artarken İrfanımız Azaldı 01-01-1970 03:00 Ömür Takviminden Düşen Yaprak Yılbaşı mı, Yol Sonu mu ? 01-01-1970 03:00 Muhafazakarların Varlıkla İmtihanı 01-01-1970 03:00 KAVGALARIN GÖLGESİNDE ŞANLIURFA 01-01-1970 03:00 Öğretmeni Sadece Bir Günde Hatırlamak 01-01-1970 03:00 Töre ve Teknoloji Arasında Şanlıurfa’da Genç Olmak 01-01-1970 03:00 Taziye Yemekleri Paylaşmak mı Yük Olmak mı? 01-01-1970 03:00 Geleceğin Dahileri Deneyap Atölyelerinde Yetişiyor 01-01-1970 03:00 Tarlalarda Tükenen Hayatlar Mevsimlik Tarım İşçileri 01-01-1970 03:00 Asalet mi Maharet mi Önemli? 01-01-1970 03:00 Halef Dizisi Urfa’yı Anlatıyor mu ? 01-01-1970 03:00 Başarısızlığa Günah Keçisi Aramayı Bırakalım 01-01-1970 03:00 Mavi Marmara’dan Küresel Sumud Filosuna Vicdanın Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Gençliğin İnşasında Gençlik Merkezlerimizin Rolü 01-01-1970 03:00 Okullar Açılırken Şanlıurfa’da Eğitimin Durumu 01-01-1970 03:00 Şehrin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Sarı Öküz ve Gazze 01-01-1970 03:00 NİYET ETTİM ADAYLIĞA; UYDUM KALABALIĞA 01-01-1970 03:00 İslam Güneşinden Nasipsiz Olanlar 01-01-1970 03:00 İslam Güneşinden Nasipsiz Olanlar 01-01-1970 03:00 Berat Gecesinde Rabbe Ubudiyetle Yönelmek 01-01-1970 03:00 ÖMÜR SERMAYESİ VE MÜBAREK AYLAR 01-01-1970 03:00 İMANIN TEKNİĞE MEYDAN OKUDUĞU MEKAN ÇANAKKALE 01-01-1970 03:00 GENÇLERİMİZE ŞEFKATLE YAKLAŞALIM 01-01-1970 03:00 BETONLAŞAN HAYATLAR 01-01-1970 03:00 ORTADOĞUDA TAŞTAN ADAMLARIN YERİNE İNSANLIK YIKILDI 01-01-1970 03:00 BAŞLIĞI OLMAYAN HAYAT 01-01-1970 03:00 GENÇLİK URFA’DA DAHA GÜZEL BİLİYOR MUSUN? 01-01-1970 03:00 URFALI BÜROKRAT SAYISI NASIL ARTAR 01-01-1970 03:00 FRANSA'NIN HİÇ Mİ SUÇU YOK 01-01-1970 03:00 DAVA ADAMI OLARAK YAŞAYABİLMEK 01-01-1970 03:00 DAR AĞACINDA BİR MAZLUM GENÇ ‘’HAFIZ İBRAHİM EDHEM ‘’ 01-01-1970 03:00 ÖĞRENCİNİN SEVDİĞİ ÖĞRETMEN OLABİLMEK 01-01-1970 03:00 AK PARTİ ÇÖZÜM SÜRECİNDE NELER YAPTI ? 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARI CAMİDEN KOVMAYALIM 01-01-1970 03:00 BARDAĞIN DOLU TARAFINI GÖREBİLMEK 01-01-1970 03:00 ŞANLIURFA EĞİTİMİNDE ÖNEMLİ SORUNLAR 01-01-1970 03:00