2010 yılının o kara sabahını kim unutabilir? Mavi Marmara, sadece bir gemi değildi; o, insanlığın onurlu yürüyüşünün sembolüydü. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak için yola çıkan bu gemi, Akdeniz’in dalgaları üzerinde bir umut taşırken, uluslararası hukuku hiçe sayan terör devleti İsrail'in saldırıları ile kana bulandı. O gün hayatını kaybeden masum insanlar, tarihe insanlığın yüz karası ve aynı zamanda direnişin şeref madalyası olarak kazındı.

Mavi Marmara, aslında bir milattı. O günden sonra dünya gördü ki Gazze sadece coğrafi bir mesele değil, tüm insanlığın vicdani sınavıdır. Gazze’ye uzanan her gemi, aslında zulme karşı yükselen bir haykırış, insanlığın en derin yarasına merhem olma çabasıdır. İşte bugün Küresel Sumud Filosu, Mavi Marmara’nın bıraktığı emaneti taşıyan yeni bir yolculuk olarak yola çıkıyor.

“Sumud”… Arapça’da sebat, direniş, ayakta kalma anlamına gelir. Gazze halkının en iyi bildiği kelimelerden biridir bu. Yıllardır süren abluka, açlık, yokluk ve bombardımanlara rağmen dimdik durmanın, teslim olmamanın adıdır. Küresel Sumud Filosu da işte bu ruhun denizlere yansımasıdır. O, sadece yardım kolileriyle değil, insanlığın ortak vicdanıyla yola çıkar.

Kâğıt üzerinde amaç basit görünür: insani yardım ulaştırmak, ablukanın gayrimeşruluğunu dünyaya göstermek, uluslararası toplumun dikkatini bir kez daha Gazze’ye çekmek. Ama gerçekte çok daha derin bir anlam taşır. Bu filo, Gazze’nin nefes borusunu açmak için atılmış bir adımdır; vicdanı körelmiş devletlerin sessizliğine karşı bir haykırıştır; bombaların gürültüsü arasında susturulmaya çalışılan çocukların çığlıklarına bir cevaptır.

Gazze için bu filonun önemi büyüktür. Çünkü Gazze’nin çocukları, yıllardır bombaların gölgesinde büyüyor. Oyuncak yerine enkazın arasında taşlarla oynayan, uyku yerine siren sesleriyle uyanan bu çocuklar için dünyanın farklı limanlarından yola çıkan gemiler, sadece gıda ya da ilaç getirmez. Onlar, “yalnız değilsiniz” mesajını taşır. Bir annenin açlıktan bayılan çocuğunu teselli ederken gözlerinde beliren çaresizliğe umut olur.

Elbette bu yolculuk kolay değildir. Bu gemiler, sadece dalgalarla değil, küresel siyasetin sert duvarlarıyla da mücadele eder. Ama her engel, bu misyonun kutsallığını daha da pekiştirir. Çünkü insana dair en yüce değer, adaletin ve vicdanın peşinden gitmektir.

Belki bu gemiler Gazze’nin tüm yaralarını saramayacak, belki ablukayı tek başına kıramayacak. Ama tarihe şunu yazacak: Dünya sustuğunda bile, vicdanını kaybetmeyenler vardı. Onlar, denizleri aşarak zulme meydan okudular.

Mavi Marmara’dan Sumud’a uzanan bu yol, aslında hepimize şunu hatırlatıyor:
Gazze için atılan her adım, insanlığın vicdanında yankılanan bir çığlıktır.