Taziye Yemekleri Paylaşmak mı Yük Olmak mı?

HAMİT DERMAN

02-11-2025 20:27

Toplum olarak acılarımızı da sevinçlerimizi de birlikte yaşarız. Bir ölüm olduğunda kapılar kapanmaz, aksine daha çok açılır. Taziye evine gelen misafirlere çay verilir, yemekler hazırlanır, dualar okunur. Bu, kültürümüzün en insani yönlerinden biridir: dayanışma, merhamet ve paylaşma…

Ancak son yıllarda bu güzel geleneğin içi biraz boşaldı, anlamı yer yer şekilciliğe ve gösterişe dönüştü. Artık taziye sofraları, acıyı paylaşmaktan çok bir “zorunluluk” haline geldi.

Eskiden taziye sahibi yemek yapmaz, tam tersine komşular, akrabalar, dostlar getirirdi. “Acılı evde tencere kaynamaz” denirdi. Bu sözün ardında büyük bir toplumsal duyarlılık yatardı. Ama şimdi bakıyoruz ki, acılı aileler çoğu zaman üç gün boyunca yüzlerce kişiye yemek hazırlamak, ikram etmek veya dışarıdan yemek getirtmek zorunda kalıyor. Bu da hem maddi hem manevi olarak ağır bir yük haline geliyor.

Bir yakınını kaybetmiş bir insanın zaten içi yanıyor. Bir de üzerine “Yemek yetişti mi?”, “Çorba ısındı mı?”, “Yarınki menü ne olacak?” telaşı ekleniyor. Oysa taziye, acının paylaşıldığı, dua edilen, teselli verilen bir zamandır; yemekli bir organizasyon değil.

Şanlıurfa, taziye kültürünün en köklü yaşandığı şehirlerden biridir. Mahallede bir ölüm olduğunda hemen herkesin haberi olur, insanlar akın akın taziye evine gider. Bu dayanışma ruhu Urfa’nın insani zenginliğidir. Ancak burada taziye yemekleri, zamanla neredeyse “olmazsa olmaz” bir hâl almıştır.

Üç gün boyunca pilav, et yemeği ve ayran ikramı yapılır. Gelen yüzlerce kişi, bazen binleri bulan kalabalıklar bu sofralarda ağırlanır. Bu durum, özellikle dar gelirli aileler için ciddi bir ekonomik yük oluşturur. Kimi zaman aile, borçlanarak ya da çevresinden destek alarak bu masrafları karşılamaya çalışır.

Hâlbuki taziyenin özü, yemek değil; dayanışmadır. Acılı eve yük olmak değil, yükünü hafifletmektir. Ancak ne yazık ki bazı çevrelerde hâlâ “yemek verilmezse ayıp olur” anlayışı sürüyor. Bu anlayış, iyi niyetle sürdürülse de çoğu zaman taziye sahibine yeni bir dert ekliyor.

Belki de yeniden düşünmenin zamanı geldi. Bir tabak yemekten çok bir dua, bir teselli sözü, bir omuz yeterlidir. Gerçek dayanışma, sofrada değil; kalpte, sözde ve davranışta başlar.

Taziye sofralarını küçültmek, sadeleştirmek ya da tamamen kaldırmak; acının yükünü hafifletmekten başka bir şey değildir.

Urfa gibi geleneklerine bağlı şehirlerde bu değişim kolay olmayabilir, ama toplumun vicdanı bunu zamanla kabullenecektir.

Bırakalım taziye evleri yeniden sessizliğin, duanın, sabrın mekânı olsun.

Çünkü bazen en anlamlı ikram,

sadece yanlarında olmaktır.

DİĞER YAZILARI Kıymeti Kaybettikten Sonra Anlamak 01-01-1970 03:00 Şanlıurfa'da Gençleri Anlamak 01-01-1970 03:00 Affetmek Manevi Yüklerden Kurtulmaktır 01-01-1970 03:00 HER ŞEY SİYASET DEĞİL ! 01-01-1970 03:00 Yılların Sessiz Hikâyesi 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE BİR ÜMMETİN DESTANIDIR 01-01-1970 03:00 Ramazan Urfa’da Yaşanır 01-01-1970 03:00 Zamanın Durduğu Uzun Gece 6 Şubat 01-01-1970 03:00 Bilgimiz Artarken İrfanımız Azaldı 01-01-1970 03:00 Ömür Takviminden Düşen Yaprak Yılbaşı mı, Yol Sonu mu ? 01-01-1970 03:00 Muhafazakarların Varlıkla İmtihanı 01-01-1970 03:00 KAVGALARIN GÖLGESİNDE ŞANLIURFA 01-01-1970 03:00 Öğretmeni Sadece Bir Günde Hatırlamak 01-01-1970 03:00 Töre ve Teknoloji Arasında Şanlıurfa’da Genç Olmak 01-01-1970 03:00 Geleceğin Dahileri Deneyap Atölyelerinde Yetişiyor 01-01-1970 03:00 Tarlalarda Tükenen Hayatlar Mevsimlik Tarım İşçileri 01-01-1970 03:00 Asalet mi Maharet mi Önemli? 01-01-1970 03:00 Halef Dizisi Urfa’yı Anlatıyor mu ? 01-01-1970 03:00 Başarısızlığa Günah Keçisi Aramayı Bırakalım 01-01-1970 03:00 Mavi Marmara’dan Küresel Sumud Filosuna Vicdanın Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Gençliğin İnşasında Gençlik Merkezlerimizin Rolü 01-01-1970 03:00 Okullar Açılırken Şanlıurfa’da Eğitimin Durumu 01-01-1970 03:00 Şehrin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Sarı Öküz ve Gazze 01-01-1970 03:00 NİYET ETTİM ADAYLIĞA; UYDUM KALABALIĞA 01-01-1970 03:00 İslam Güneşinden Nasipsiz Olanlar 01-01-1970 03:00 İslam Güneşinden Nasipsiz Olanlar 01-01-1970 03:00 Berat Gecesinde Rabbe Ubudiyetle Yönelmek 01-01-1970 03:00 ÖMÜR SERMAYESİ VE MÜBAREK AYLAR 01-01-1970 03:00 İMANIN TEKNİĞE MEYDAN OKUDUĞU MEKAN ÇANAKKALE 01-01-1970 03:00 GENÇLERİMİZE ŞEFKATLE YAKLAŞALIM 01-01-1970 03:00 BETONLAŞAN HAYATLAR 01-01-1970 03:00 ORTADOĞUDA TAŞTAN ADAMLARIN YERİNE İNSANLIK YIKILDI 01-01-1970 03:00 BAŞLIĞI OLMAYAN HAYAT 01-01-1970 03:00 GENÇLİK URFA’DA DAHA GÜZEL BİLİYOR MUSUN? 01-01-1970 03:00 URFALI BÜROKRAT SAYISI NASIL ARTAR 01-01-1970 03:00 FRANSA'NIN HİÇ Mİ SUÇU YOK 01-01-1970 03:00 DAVA ADAMI OLARAK YAŞAYABİLMEK 01-01-1970 03:00 DAR AĞACINDA BİR MAZLUM GENÇ ‘’HAFIZ İBRAHİM EDHEM ‘’ 01-01-1970 03:00 ÖĞRENCİNİN SEVDİĞİ ÖĞRETMEN OLABİLMEK 01-01-1970 03:00 AK PARTİ ÇÖZÜM SÜRECİNDE NELER YAPTI ? 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARI CAMİDEN KOVMAYALIM 01-01-1970 03:00 BARDAĞIN DOLU TARAFINI GÖREBİLMEK 01-01-1970 03:00 ŞANLIURFA EĞİTİMİNDE ÖNEMLİ SORUNLAR 01-01-1970 03:00