İnsan bazen büyük hakikatleri küçük hadiselerde görür. Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, “Bir çocuk eline aldığı bir kuş veya bir sineği öldürse, şeriat-i fıtriyenin ahkâmından olan hiss-i şefkate muhalefet etmiş olur. İşte bu muhalefetten dolayı, düşüp başı kırılırsa, müstahak olur.” ifade etmiştir.¹
Şeriat-ı Fıtriye ve Hiss-i Şefkat
Çocuğun eline aldığı bir kuşu, bir kelebeği yahut küçücük bir sineği sebepsiz yere incitmesi, kâinatta cari olan “şeriat-ı fıtriye”, yani Allah’ın mahlûkat üzerine koyduğu yaratılış kanunları, bu davranışı reddeder. Çünkü kâinatın mayasında rahmet vardır, şefkat vardır. İnsanın vicdanına yerleştirilen merhamet hissi de bu ilâhî rahmetin bir cilvesidir.
Başta ifade edildiği gibi bir çocuk sebepsiz yere bir kuşu veya sineği öldürdüğünde “hiss-i şefkate muhalefet etmiş olur.” Yani kendi vicdanındaki merhamet kanununa karşı gelir. Bunun neticesinde küçük bir tokat yemesi, düşüp başını çarpması yahut canının yanması, çoğu zaman o şefkatsiz davranışın manevi bir ikazı hükmüne geçer. Çünkü zulüm küçük de olsa ruh üzerinde iz bırakır. Merhamet ise insanı hem insan yapar hem de Allah’ın rahmetine yaklaştırır.
Yaşlı Adam ve Çocuk
Eskiler bu manayı küçük ibretli hikâyelerle anlatırdı. Rivayet edilir ki bir çocuk, elindeki taşı serçelere atarak onları korkutuyordu. Yaşlı bir zat ona yaklaşarak şöyle dedi:
“Evladım, onların kanadı var ama senin gibi anneleri yok sanma. Her mahlûkun rızkını veren Allah’tır; korkularını da görür.”
Çocuk aldırmadı, yine taş attı. Birkaç dakika sonra koşarken ayağı taşa takıldı ve yere düştü. Yaşlı adam onu kaldırırken sadece şu cümleyi söyledi:
“Yere düşmek kolaydır evladım; asıl düşüş, merhameti kaybetmektir.”
İşte insanın hakiki kemâli, kuvvette değil şefkattedir. Bir kuşa merhamet eden, aslında kendi kalbini inceltir. Bir karıncayı ezmekten çekinen insanın vicdanı zamanla insanlara da şefkatli olur. Çünkü kalp merhametle büyür, zulümle kararır.
Merhamet İnsanlığın Temelidir
Bugün dünyanın en büyük problemlerinden biri de şefkatin azalmasıdır. İnsan önce hayvana acımamayı öğreniyor; sonra insana karşı da katılaşıyor. Hâlbuki Rahmet Peygamberi Hazreti Muhammed (asm) bir kediyi susuz bırakmayı günah saymış, bir köpeğe su veren insanın ise rahmete mazhar olacağını haber vermiştir. Demek ki küçücük görülen merhametler, Allah katında büyük kıymet taşır.
Öyleyse çocuklara yalnız kuvveti değil, şefkati de öğretmek gerekir. Bir çiçeği koparmadan sevmeyi, bir kuşu korkutmadan seyretmeyi, bir hayvana eziyet etmeden yaklaşmayı öğretmektir. Çünkü merhamet, insan ruhunun en saf tarafıdır. Şefkat kaybolursa, insanlık da eksilmeye başlar. Vesselâm…
24.5.2026
Dipnotlar:
¹ Mesnevî-i Nuriye, Katre, s. 118