Annem, kurutulmuş tandır ekmeğinin hamurunu yoğururken ben de ilkokul kitap ve defterimi alıp annemle matematik dersime çalışırdım. Ne annem ne de ben Türkçe bilmiyorduk, okulda öğrendiğim birkaç kelime Türkçe ile meramımı anneme anlatırdım. Böylece matematik dersimin tekrarını annemle yapardık. Annemle okul derslerimi tekrarlarken o da bu arada Türkçeyi öğrendi.
Annem, “Oğlum dersini tekrarla, dersini tekrarlayan dünyada hem meşhur hem de ma’ruf olur” derdi. Bu sözleri yıllar sonra ben klasik medresede okurken “Nubahar” isimli bir eserde gördüm. Annem benim ders arkadaşımdı. Bediüzzaman Hazretleri, “İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir” der. Üstad Hazretleri annesinden aldığı ders ile dikkat çekmiştir. Anneler şefkat kahramanıdır, daima şefkat ve sevgiyi evlatlarına hasrederler.
Halkalı Ekmeğin Hamuru ve Bereket
Konumuz “Halkalı kavrulmuş tandır ekmeği” olunca konumuza dönmek isterim. Annem halkalı ekmeğin hamurunu sert kepekli buğday unundan yapardı. Yoğurduğu hamuru süt, kısmen yağ, tuz, evde hazırladığı hamur mayası ile karıştırarak yoğururdu. Hamur kıvamına gelince leğenin bir kenarında toplardı. Daha sonra yanında bulunan su kabında hamurlu ellerini temizler, ıslak parmakların ucunda kalan su damlacıklarını hamurun üzerine serperdi. Bu işlemden sonra şahadet parmağını kıbleye doğru kaldırarak şahadetini getirirdi. Hamurun ve ekmeğin bereketi bundan başlardı.
Bu işlemlerden sonra hamur birkaç saat ekşimeye bırakılırdı.
Tandırda Pişirme ve Saklama Usulü
Ekşiyen hamurdan halkalı ekmek yapar, ekmeğin üstüne haşhaş tohumu, susam, yabani safran ile yumurta sarısını karıştırıp hamurun üzerine serper, tandıra yapıştırırdı. Daha sonra tandırın ağzını leğen ile kapatır, ekmek yavaş yavaş kavrulmaya başlardı. Pişirilen ekmek kuru oluncaya kadar tandırda bekletilirdi. Pişirilen ekmeği tek tek tandırdan çıkarıp leğene koyardı. Kavrulmuş ekmek çok sert olduğu için su ile ıslatılarak yenilirdi. Hele ıslatılan halkalı ekmeği yağda kızartılmış yumurta ile veya yayık ayranı ile yenildiği zaman çok lezzetli olurdu. Kavrulmuş ekmek günlerce saklanabilirdi, küflenmezdi, bozulmazdı, hatta bekledikçe daha da lezzetli olurdu.
Bir Ömrün Lezzeti ve Özlem
Annemin kavrulmuş ekmeği tüm yemeklerle yenilirdi, acaba lezzet ekmekten miydi, yoksa annemin bereketli ellerinden miydi? Galiba annemin o sevimli tebessümünden ve şefkatinden yansıyan lezzetin halavetindeydi….
Annenin ekmeği, yemeği güzeldi, sabahları hazırladığı çorbayı asla unutamıyorum. Kardeşler olarak çorba tabağının etrafında toplanır, tahta kaşıklarla çorbayı annemin ekmeği ile yerdik…
Kış aylarında öğle yemeğimiz tandır ekmeği, soğan idi, yaz aylarında ekmek yayık ayranı idi. O zamanın soğanları da yayık ayranının da tadı bambaşka idi…..Elimize domates düşseydi bir domatese iki baş soğan doğrar, salata yapardık….
O zamanlarda geçim sıkıntısı yoktu, kanaat vardı, herkes halinden memnundu. Gündüzleri rutin işlerle meşgul olan ebeveynlerimiz akşamları yorgun argın yatar, sabah erkenden horoz, tavuk, koyun, kuzu sesleri ile uyanırlar, sabah namazına müteakip bir önceki günden kalan işler tekrarlanırdı. Bir ömür çalışmakla geçti annemin hayatı…Akşamları annemin pişirdiği tandır ekmeği günün yorgunluğunu bize unuttururdu. Özledim annemin kavrulmuş tandır ekmeğini…..
1.1.2026
Rüstem Garzanlı