İnsan hayatı, gelip geçen mevsimler gibi bazen farkına varmadan akıp gidiyor. Daha dün gibi hatırlıyoruz; şuhur-u selâse dediğimiz mübarek üç ayları karşılamış, ardından Ramazan-ı Şerif’i ve Ramazan Bayramı’nı idrak etmiştik. O günlerde yapılan ibadetlerin sevabı kat kat artıyor, manevî kazançlar yüzden binlere, hatta otuz binlere kadar çıkıyordu. Mü’minler camilere koşuyor, Kur’ân tilavetleri artıyor, sadakalar veriliyor, gönüller yumuşuyordu.
Peki, o mübarek günler geçince rahmet ve mağfiret kapıları kapandı mı? Elbette hayır.
Cenab-ı Hak, kullarını affetmek ve rahmetine mazhar etmek için yılın farklı zamanlarına ayrı ayrı bereketler yerleştirmiştir. Ramazan’dan sonra bu defa Allah’ın üzerine yemin ettiği mübarek günler karşımıza çıkıyor. Büyük ihtimalle Zilhicce’nin ilk on günü olan bu mübarek vakitler, ibadet açısından son derece kıymetlidir. Hadis-i şeriflerde bildirildiğine göre, bu günlerde tutulan bir günlük oruç adeta bir senelik oruç sevabına, bir gecesini ihya etmek ise bir senelik gece ibadetine denk olacak derecede faziletlidir.
Muharrem Ayı ve Aşure Günü’nün Önemi
Bunun ardından Muharrem ayının bereketli günleri gelir. Özellikle Muharrem’in ilk günleri ve Aşure günü, İslam tarihinde önemli hadiselerin yaşandığı, rahmet ve feyzin yoğun olduğu mübârek zamanlardır. Böylece müminin önüne peş peşe yeni fırsatlar çıkarılır.
Sadece bunlarla da sınırlı değildir. Her hafta tekrar eden Cuma günü de başlı başına bir rahmet kapısıdır. Hadislerde bildirilen “icabet saati”ni yakalayan bir müminin duasının geri çevrilmeyeceği ümit edilir. Demek oluyor ki Cenab-ı Allah, kullarını bağışlamak için adeta bahaneler yaratıyor, insanı rahmetine çekmek için ona sürekli yeni fırsatlar sunuyor.
 Manevî Hazırlık ve Fırsatları Değerlendirmek
Ancak bu fırsatlardan istifade edebilmek için hazırlıklı olmak gerekir. Nasıl ki bir sporcu büyük bir müsabakaya çıkmadan önce uzun süre antrenman yapıyorsa, mü’min de geride bıraktığımız o mübarek günlere manevî hazırlık yapmalıdır. Namazları daha dikkatli kılmak, Kur’ân okumayı artırmak, dua ve istiğfara yönelmek, kalbi kin ve kırgınlıklardan temizlemek bu hazırlığın önemli parçalarıdır. 
Çünkü zaman çok hızlı geçiyor. Daha dün Ramazan’ı karşıladık, ardında Kurban Bayramı, aynı şekilde insan ömrü de süratle tükeniyor. Bir bakıyoruz gençlik gitmiş, ömür sonbaharına yaklaşmış. O halde gaflete kapılmadan, elimizdeki fırsatların kıymetini bilerek yaşamamız gerekir.
Rabbimiz bizleri mübârek günlerin feyzinden hakkıyla istifade eden kullarından eylesin. Geçip giden ömrümüzü hayırlı amellerle bereketlendirsin. Amin..
Vesselâm.